Bu yol Urmu elinədi,
Çiçəyi nə,gülü nədi,
Sözüm Urmu gölünədi,
Urmu gölüm, quruma sən
Qışın deyil, yayın olum,
Gəlim sənin payın olum,
Axar olum, çayın olum,
Urmu gölüm, quruma sən.
Ellərimə hay salacam,
Kürü sənə tay salacam,
Gözlərimdən çay salacam,
Urmu gölüm quruma sən.
Dağ ətəyin təzədən tər,
Sahilindən duzları dər,
Sən qurusan fars sevinər,
Urmu gölüm, quruma sən.
Urmu gölüm,Urmu gölüm,
İnci gölüm, qumru gölüm,
Səndən yenə varmı, gölüm,
Urmu gölüm, quruma sən.
şair - Teyyar Sharif
şekil-Urmu Gölü (Aydil )
Showing posts with label Azerbaycan. Show all posts
Showing posts with label Azerbaycan. Show all posts
Wednesday, August 1, 2012
Friday, June 15, 2012
Urmiye Gölü haqqında bir Qoşuq
Bir gölüm vardı mənim heyranıyam, urmu gölü
Hər kəsə aydın dəyəri, duzlu gölüm urmu gölü
Hər dəfə düşdüm suyuna, boğdu məni
O bitmiyən, sevindirən məhəbbətin urmu gölü
Sən ölkəmin ad sanısan dol ğurura
Güneylilər fəxrisən ey urmu gölü
Durnalarındır sarayı, ağ bəzənib sevgi dolu
Açmış qucağın qonaqlara bir ana tək urmu gölü
Amma əfsus analar məhəbbətin düşünməyənlər varmış
Kəsdilər qəlbə gedən damarları, dedilər qoy qurusun urmu gölü
Sofi çayla acı çay, əsir olmuş savakın zindanına
Yalnızca baxan bulutlara, ağlıyacaqlar gününə darıxma sən urmu gölü
Utuzmadan qalx ayaqa dalğalanıb tüğyan elə
Vur ırmaka sındır onun duvarların ey qocaman urmu gölü
Qovuş qədim dostlarına cığatıya mürdü çaya
Qayit qədim çağlarına ey urmunun dan ulduzu urmu gölü
Amanoğlu 2012.5.20 marağa
Hər kəsə aydın dəyəri, duzlu gölüm urmu gölü
Hər dəfə düşdüm suyuna, boğdu məni
O bitmiyən, sevindirən məhəbbətin urmu gölü
Sən ölkəmin ad sanısan dol ğurura
Güneylilər fəxrisən ey urmu gölü
Durnalarındır sarayı, ağ bəzənib sevgi dolu
Açmış qucağın qonaqlara bir ana tək urmu gölü
Amma əfsus analar məhəbbətin düşünməyənlər varmış
Kəsdilər qəlbə gedən damarları, dedilər qoy qurusun urmu gölü
Sofi çayla acı çay, əsir olmuş savakın zindanına
Yalnızca baxan bulutlara, ağlıyacaqlar gününə darıxma sən urmu gölü
Utuzmadan qalx ayaqa dalğalanıb tüğyan elə
Vur ırmaka sındır onun duvarların ey qocaman urmu gölü
Qovuş qədim dostlarına cığatıya mürdü çaya
Qayit qədim çağlarına ey urmunun dan ulduzu urmu gölü
Amanoğlu 2012.5.20 marağa
Labels:
Azerbaycan,
Güney Azərbaycan,
iran,
Orumiyeh,
Qoşuq,
şer,
Türk,
Urmiya,
urmiye,
urmu Gölü,
Urumiye
Wednesday, April 11, 2012
Güney Azerbaycan Batı Bölgesinin Demografik Yapısı
Güney Azerbaycanın batı bölgesi jeopolitik konumu ve demografik yapısı nedeniyle özellikle son yüzyılda ağır facialarla karşı karşıya kalmıştır. Büyük güçler, çıkarları doğrultusunda yürüttükleri yıkıcı faaliyetlerde bölgedeki azınlıkları kullanmışlar ve bölgeyi ağır insani ve ekonomik zarara uğratmışlar. İngiltere, Fransa ve Rusyanın kütüphanelerinde Kürt tarihi, kültürü ve aşiret yapısı hakkında yazılmış olan on binlerce kitap, makale ve Kürt enstitüleri bu siyasetin bir göstergesidir. Azerbaycanın batı bölgesinde Azerbaycan Türklerinin yanısıra bölgenin kuzeyinde Ermeniler ve Asuriler; güneyinde ise Kürtler yaşamaktadır. Bu etnik gruplar özellikle Kürtler, baştanımazlık ve isyanları ile kalıcı sorunlarla karşı karşıya bıraktıkları bölgenin büyük ölçüde demografik yapısının değişmesine sebep olmuşlar. Kürtler 400 yıllık tarihi bir surede kontrol altında olmayan sınırlardan Güney Azerbaycan arazisine girmişler. Aşiret yapısına sahip olan Kürtler süre gelen konar göçer hayat tarzı , iç ve dış savaşlar, kıtlık ve başka sebeplerden dolayı Azerbaycanın batı bölgesine göçmüş ve bu göç 1990 lara kader devam etmiştir. Eskiden Türkiye-Azerbaycan sınırlarının sadece dağlık bölgelerinde göç halinde yaşayan Kürtler, günümüzde Makı, Hoy, Salmas, Urmiye, Sulduz, Koşaçay (Miyandoab), Sayınkale ve Tikantepe çizgisinin batısındaki ovalara yayılmış ayrıcabelli bir oranda da bu şehirlere yerleşmişlerdir, I. dünya savaşından itibaren Azerbaycan toprakları üzerinde arazi iddiasında bulunmaktadırlar ve bu doğrultuda organize bir şekilde çalışmalar yürütürler. Şeyh Obeydullah Şemzini, Simko ve Ömer Han Şakak gibi yağmacı Aşiret ağalarını Kürt bağımsız harekatının banisi ve Kürt halkının kahramanları olarak tanıtıyorlar. Uydurma Mahabad Cumhuriyetini ilk bağımsız Kürt devleti olarak tanımlıyorlar. Yazdıkları ve yazdırdıkları kitaplarda Azerbaycanın batısını büyük Kürdistanın bir parçası, Mukri Kürdistanı, Kuzey Kürdistan olarak adlandırıyorlar.
Bu çalışmanın amacı tarihi senetlere dayanarak Kürtlerin Azerbaycan arazisine göç ettiklerini, yaşadıkları bölgeleri, nüfusları ve Azerbaycanda yayılma nedenlerini incelemektir.
Güney Azerbaycan ve Batı Bölgesinin Genel Durumu
Tarihi kaynaklara göre Güney Azerbaycan arazisi en az 170 bin km kare alanla günümüzde Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, Erdebil, Zencan, Hemedan ve Kazvin eyaletleri, Bicar, gurve, Astara bölgelerini kapsamaktaydı. Bölge nüfusunun 15-16 milyon olduğu tahmin ediliyor. Azerbaycan Türkleri bölge nüfusunun %90 ını oluştururlar.
1937 yılında merkezi devletin siyasi hedefi doğrultusunda etnik bölgeler yeni idari birimlere bölünerek 10 yeni ustan (eyalet) oluşturuldu ve Güney Azerbaycan arazisi 4 ustan haline getirildi: 1. Zencan, kazvin ve astara ustanı 2. Tebriz -Erdebil ustanı 3. Urmu, Hoy, Savucbulak, Marağa, Bicar ustanı 4. Hamadan ustanı. Bu taksimat zaman içerisinde defalarca Azerbaycanın aleyhine değiştirildi. Zencandan ilk önce Astara bölgesi alınıp Gilan ustanına verildi. Devrimden sonra da Kazvin bölgesi yeni bir ustan haline getirildi ve 3. Ustan (Doğu Azerbaycan)dan koparılan Erdebil bölgesi Erdebil ustanı olarak karşımıza çıktı. 4. Ustan(Batı Azerbaycan)nın Bicar, Gerus ve Gorve bölgeleri Kürdistan eyaletine verildi.
Batı Azerbaycan çeşitli taksimattan sonra bugün 45 bin Km kare alanı kapsıyor. Kuzeyden, Kuzey Azerbaycan, Batıdan, Türkiye, Güney batıdan Irak ile dış sınırları bulunuyor. Ayrıca Doğudan, Doğu Azerbaycan, Güney doğudan Zengan ve Güneyden Kürdistan eyaletler ile iç sınırları bulunmaktadır. Nüfusu tahminen3.020893 civarındadır. Bu nüfusun yaklaşık 1.574.730u şehirlerde, 1.331.735i köylerde ayrıca 114617si de göç halinde yaşamaktadır. Batı Azerbaycan 14 vilayet, 30 Şehir, 36 İlçe , 109 Köy Merkezi ve 3737 Köyden oluşur. Merkezi, Güney Azerbaycanın ikinci büyük şehri Urmudur.
Azerbaycanda Kürtlerin Tarihi kökeni
Tarihi kaynaklar Kürtlerin nereden geldiği, nerelere yerleştiği ve nüfusu hakkında bilgi vermiştir. Haddona göre Kürtler İrana dışarıdan gelmişler ve Türklerden çok sonra bu bölgelerde yerleşmişler. Ayrıca Arnold Wilson Kürt aşiretlerinin Osmanlı topraklarından Azerbaycana geldiğini yazıyor.Garsten Niebuhr goçebe Kürt aşiretlerinin sayısının çok olduğunu yalnız anavatanleri değil , Suriye ve Aceme dağıldıklarını yazıyor. Makı, Çaldıran, Hoy, Salmas ve Urmiye Kürtlerine Şakak denilir ve Anadoluda yaşayan Kürtleri boyularındandırlar. Sulduz, Hana, Savucbulak, Bukan, sayınkalada yaşayan Kürtler ise Mezopotamya kökenlidirler. Bu aşiretler Mokri, Şakakan, Herki, Mamış, Zaza, Milan, Dehbokri, Celali ve diğer aşiretlerden ibarettir. 16. Yüzyılın sonuna doğru Yazılan, Kürt aşiretlerinin tarih ve coğrafyasını anlatan ve Kürt tarihinin araştırmasında ana kaynak konumunda olan Şerefname(geniş Kürdistan tarihi) kitabında, bugün Savucbulak bölgesinde geniş bir araziyi iyelenen Mukrilerin Osmanlı arazisinde Zül şehri(şehre Zur günümüzde Irak topraklarında) çevresinde bulunan Mukriye aşiretine dayandığı yazıyor. Rivayetlere göre Baban paşalarının ailesine mensup Seyfettin adında bir kişi Baban aşireti ve başka Kürt aşiretlerini toplayıp Azerbaycanda Deryaz bölgesini Çabuklu Türklerinden alarak oraya yerleşti. Seyrül ekrad kitabının yazarına göre de Mukri aşireti 16.yuzyılın sonlarında Osmanlı toprakları ve kuzey Mesopotamiya Eben Ömer adası(bugünkü Suriye)ndan Azerbaycan arazisine göç etmişler. Yazara göre ilk kere Baban ailesinden Babamir adlı bir kişi Savucbulakı Azerbaycan Türklerinden almış ve sülalesi zaman içerisinde bu bölgeye hüküm sürmüşler. Kacar dönemine kader Mukri aşireti Avşar Birliğinin üyesiydi ve 1882 yılında birliğin Beyler beyi Muhammet Guluhan Savukbulak Bölgesinin idaresini Donbili Türklerinden alıp Budak Han Mukriye vermiştir. Mahabad Tarihçesinin yazarına göre Osmanlı Kürtlerinden oluşan Belbas birliği 18.yüzyılda Osmanlıdan (bugünkü Irak Topraklarından) Bapir ağa önderliğinde Azerbaycanın İletimur bölgesine göç eder.Belbas birliği Mamış, Mengur ve Piran aşiretlerinden oluşur .Günümüzde Mamış aşireti Savukbulak-Neğede arasında (Sulduz bölgesinde) yerleşmektedir. Osmanlı (Irak) Arazisinden göçen Mengurlar Serdeşti ve Piran aşireti Hana şehri ve köylerini ele geçirmişler. Dehbokri aşireti de 18. Yüzyılın sonunda Bayram Ağa önderliğinde Diyarbakırdan Azerbaycanın Savukbulak bölgesine göçmüş ve bu göç için çeşitli sebepler, örneğin kuraklık ve kıtlığı göstermişler.Bu aşiret günümüzde Bukan şehri ve çevresinde yaşamaktadır. Gevrek aşireti kendilerini Vesman Ağa ve Hazar Ağanın torunları sayıyor ve Mengurlardan birkaç yıl önce Azerbaycana göçmüşler. FeyzullahBeygi aşireti ise kendilerini Teymuriler döneminde Irakta yaşamış olan Fakih Ahmet Dareşmanenin torunları sayıyorlar. Azerbaycana gelişlerinin sebebi ve tarihi belli değildir . Şakakan aşireti Osmanlı arazisinin doğusunda yaşıyordu. Bu aşiretin çeşitli tayfaları Sefevi devletinin kuruluşu döneminden itibaren yavaş yavaş Azerbaycana göçmüşlerdir. Bu aşiretler 20.yüzyıla kadar yılın yarısını Osmanlı topraklarında geçiriyor, bir nevi ikili vatandaşlığa sahiptiler. Celali aşireti(20 bin kişi) ise Şah Abbas döneminde Osmanlı Sadrazamı Kuyucu Murat Paşa ‘nın önünden kaçarak Safevilere siğınmişlar .Şah Abbas bu Celalilerden Sekiz binini Beradust bölgesinde digerlerini Makı cıvarında yerleştirmiştir. Görüldügü gibi Kürt yazar ve tarihçilerine göre Kürt aşiretleri Azerbaycan topraklarına diger yerlerden gelmiş ve burada heç bir tarihi koke sahip değilerdir.
Batı Azerbaycanın demografik yapısı
İranda Bulunan etniklerin nüfusu hakkında resmi bir istatistiksel veri bulunmamaktadır. Bu yüzden Etniklerin Nüfusu konusunda söylenen sayılar tahmine dayalıdır. Yazıda İran İstatistik Merkezinin Son verilerine dayanarak günümüzde Batı Azerbaycan bölgelerinde yaşayan Kürt nüfusu hakkında bilgi verilecektir.
Batı Azerbaycanın Kuzeyinde Türkiye ve Kuzey Azerbaycanla ortak sınırları bulunan Makı vilâyetinin çevresinde Milan, Celali ve Heyderanlu Kürt aşiretleri dağınık şekilde yaşamaktadırlar. İran İstatistik Merkezinin son verilerine göre Celali (Halikanlu) aşireti 15796 (2238 Aile), Milan aşireti 11502 (1686 Aile) ve Heyderanlu 1396 kişi(183 Aile)den oluşur. Yani bu bölgede tahminen 28694 Kürt halen konar göçer hayat sürdürmektedirler. Celali aşiretinin nüfusu UNESCOnun 1963 yılında verdiği rakama göre 1135 aileden ibarettir. Yukarıdaki rakamlara dayanarak %3 artışla bugün bu aşiretin nüfusu 15 bin civarında olmalıdır. Bu aşiret günümüzde Azerbaycanın batısında göç eden en büyük aşirettir ve bölgede göç halinde yaşayanların %48.2sini oluşturur. Milan aşiretinin nüfusu 1963te 2030 aile olarak kaydedilmiştir. Bu rakamı yukarıdaki verilere dayanarak %3 artışla hesaplarsak günümüzde bu aşiretin nüfusu 27 bin kişi civarında olacaktır. Hayderanlu aşiretinin nüfusu 1963 yılında 1800 kişi(300Aile) olarak açıklanmış, %3 artışla bu aşiretin nüfusu 4 bin civarında olmalıdır yani günümüzde bu aşiretlere mensup 46 bin kişi yaşamaktadır. İran İstatistik Merkezinin son verilerine göre Makı ve Çaldıran vilayetinin nüfusu 174199 kişi tahmin ediliyor. Makı şehrinin nüfusu 36747 kişidir. Şehrin Kürt nüfusu %10 (3674) olarak tahmin ediliyor. Yani bu bölgede yaklaşık 50 bin Kürt yaşamaktadır. Bu da Bölge nüfusunun %28i civarındadır.
Kürt aşiretlerinin yaşadığı diğer bir bölge Hoy vilâyetidir. Bu bölgede Küresünnü ve Memkanlu aşiretleri Türkiye sınırlarında yaşıyorlar. Son verilere göre Küresünnü aşiretinin göç eden nüfusu 1835 kişi (239 aile)dir.1962 verilerinde bu aşiretin nüfusu 400 aile, yaklaşık 2500 kişidir. Memkanlu aşireti de Türkiye ile Güney Azerbaycan sınırlarında yaşıyorlar. Son verilerde aşiretin göç eden nüfusu 901 kişi (115aile) olarak belirlenmiştir.1962 verilerinde aşiretin nüfusu yaklaşık1500 kişi (250 aile) olarak tahmin ediliyor. Günümüzde Sefaiye, Zerabad, Zeri ve Kotur bölgesinde yaklaşık 35 bin Kürt yaşamaktadır. Hoy vilayetinin nüfusu 425859 kişidir. Hoy şehrinin nüfusu ise 163838 civarındadır .Burada da nüfusun %8inin (13400 ) Kürtlerden oluştuğu tahmin ediliyor. Yani bölgede yaklaşık 40-45 bin Kürt yaşamaktadır. Buda toplam Hoy bölge nüfusunun %10unu oluşturuyor. Bölgede ayrıca yaklaşık 8 bin Ermeni yaşamaktadır.
Hoy-Urmiye arasında bulunan Salmas bölgesinde de Kürt aşiretleri yaşamaktadır. Çehrık, Küresünnü, Delzey, Kuhsar; Ketban köylerinde Yaklaşık 35 bin nüfusa sahiptirler. Salmas vilayetinin nüfusu 119667 kişi civarındadır. Salmas şehrinin nüfusu ise 71968 kişidir. Burada da diğer bölgelerde olduğu gibi şehrin %10unu (7190) Kürtlerin oluşturduğu tahmin ediliyor. Yani bölgede yaklaşık 42 bin Kürt yaşamaktadır .Buda toplam Salmas bölge nüfusunun %30unu oluşturuyor. Ayrıca bu bölgede yaklaşık 20 bin Ermeni ve Asuri yaşamaktadır. Azerbaycanın Batı bölgelerinin merkezi konumunda olan Urmiye şehri Azerbaycanın en eski ve tarihi şehirlerindendir. Ahmet bin Yakup, Alboldan kitabında şöyle yazıyor: Urmiya Azerbaycanın büyük ve eski şehirlerindendir. İslamdan sonra Urmiya Marağadan sora Azerbaycanın ikinci büyük şehri konumundaydı. Urmiye Kuzey Batısında Salmasla Urmu arasında Türkiye ile Azerbaycan sınırlarında Sumay ve Beradust bölgesinde Şakakan aşireti yaşıyor. Son verilerde Şekakan aşiretinin göçer nüfusu 923 kişi(112aile)dir. Günümüzde Türkiye ile Azerbaycan sınırlarında Urmunun Sumayibradust bölgesinde 41332 kişi, Azerbaycanla Irak sınırlarında Silvane bölgesinde (Tergiver, Mergver, Deşt) ise 58883 Kürt nüfusu olduğu tahmin ediliyor. Urmiye vilayetinin nüfusu 969129 kişidir. Urmiye şehrinin nüfusu ise 467840 kişidir. Burada nüfusun %20sini (86 bin) Kürtlerin oluşturduğu tahmin ediliyor. Böylelikle Urmiye bölgesinde 168215 Kürt yaşamaktadır. Bu da Urmiye bölge nüfusunun %16sını oluşturmaktadır. Bölgede ayrıca yaklaşık 65 bin Ermeni ve Asuri yaşamaktadır.
Görüldüğü gibi Batı Azerbaycanın Kuzey bölgesinde (Makı, Hoy, Salmas, Urmiye) yaklaşık 1.688854 kişi yaşamaktadır. Bu bölgedeki Kürt nüfusu ise 305215 kişidir. Buda bölge nüfusunun %18unu oluşturur. Bölgede ayrıca 80 bin civarında Ermeni ve Asuri yaşamaktadır ki buda nüfusun %5ni oluşturur. Bu rakamlara dayanarak bölge nüfusunun %77sını Azerbaycan Türklerinin oluşturduğu saptanır.
Sulduz bölgesi Urmiye Gölünun güneyinde bulunmaktadır. Bu bölgede Karapapak Türklerinin yanı sıra Zaza, Piran ve Mamış Kürt aşiretleri de yaşamaktadır. Türkler Negede şehri ve civarında, Kürtler ise Uşnu ve Hana (Piranşehr) şehirleri ve civarında yaşıyorlar. Bölgenin toplam nüfusu 348603 kişidir. Karapapak Türklerinin nüfusu yaklaşık 140 bin kişidir. Buda bölge nüfusunun %40nı oluşturur. Yani bölge nüfusunun yaklaşık %60nı Kürtler oluşturur.
Kürtlerin yaşadığı diğer bir bölge Savukbulak bölgesidir. Bu bölgede Mukri, Mamış, Dehbokri, Mengur ve Gevrek aşiretleri yaşıyor. Bölge tamamıyla Kürtlerin eline geçmiştir. Savukbulak (Mahabad) bölgesinde 225074, Bukanda 235153 ve Serdeştte ise 85969 kişi yaşamaktadır. Bölgede toplam 546196 Kürt nüfusu yaşamaktadır.
Batı Azerbaycanın Güney bölgelerinde Koşaçay, Sayınkala, ve Tikantepe şehirleri bulunuyor. Koşaçay bölgesinde 23920 kişi yaşıyor. Koşaçay Kürtlerin en az sıza bildikleri şehirdir. Köylerinde ise yaklaşık 40 bin Kürt yaşamaktadır. Sayınkalenin Nüfusu 87868 kişi olarak tahmin ediliyor. Şehirde 3000 civarında, Mahmudcık,(Şii Kürtleri) Sefehana, Aktepe gibi köylerde yaklaşık 30 bin Kürt nüfusu bulunmaktadır. Tikantepe bölgesinde toplam nüfus110487 kişi tahmin ediliyor. Şehirde 42332 kişi yaşıyor ki bunun yaklaşık 10500 (%25)ü Kürttür. Köylerinde ise yaklaşık 25 bin Kürt yaşıyor. Bu bölgenin Toplan nüfusu 437240 kişidir ve bölgede yaklaşık 108 bin Kürt nüfusu bulunuyor. Buda bölge nüfusunun yaklaşık %25ini oluşturmaktadır.
Sonuç olarak Batı Azerbaycanda 3.020893 kişilik nüfusun yaklaşık 1.853000(%61) Azerbaycan Türkü, 1.168014unu (%37) Kürtler; 80.000ini (%2) ise Ermeni ve Asuriler oluşturuyor. Bu ise Kürtlerin Güney Azerbaycan nüfusunun yaklaşık(%7 )sini oluşturmaktadır.
Batı Azerbaycanda Kürtlerin yayılma sebepleri
19. yüz yılın sonları, 20. Yüz yılın başlarında Azerbaycanda büyük bir değişim yaşandı. Türk aşiret yapısı ortadan kalktı ve Donbili, Avşar, Makuyi ve diğer aşiretler konar göçer hayat tarzını bırakıp Azerbaycan köylerine yerleşti, buna karşın Celali, Milan, Dehbokri ve Belbas birliği gibi Kürt aşiretleri, aşiret yapısını koruyarak harbi ve siyasi denge onların lehine değişti. O güne kader Kürt isyanlarını Tebriz ve Tahrana ihtiyaç olmadan Türk aşiretleri başarıyla bastırırdı. Türk aşiretlerinin yerleşim hayata geçmesinin ağır sonuçları Şeyh Obeydullah Şemzini ve Simko isyanlarında açıkça görüldü. Osmanlı tâbiiyetinde olan ve Azerbaycan Kürt aşiretleri içinde de nüfuz sahibi Şeyh Obeydullah Şemzini 1881 yılında Güney Azerbaycan‘a saldırdı.
Kürtlerin Yağma ve katliama olan içgüdüsel eğilimleri onları Şeyhin etrafında birleştirdi ve Azerbaycanda toplukıyım yaşandı. Kürtler Yağma amacı ile Köylere girdi ve önlerine çıkan herkesi oldurdu. Şeyhin oğlu Abdulkadir ve Osmanlıdan kaçarak Savukbulakta yerleşen Mergver aşiretinin ağası Hamza Ağa Koşaçaya saldırarak Cami ve Köyleri ateşe verdi. Melikkendi de Koşaçayla aynı kaderi paylaştı. Bu olaylarda onlarca köy tahrip edildi ve on binlerce kişi yaşamını yitirdi. Birinci dünya savaşı artı Ermeni, Asuri ve Kürt isyanlarının zararları Azerbaycan için daha ağır ve korkunç sonuçlar doğurdu. Örneğin Urmiye ovalarındaki 300 köyden tamamına yakını tahrip edildi. Urmunun nüfusu 25 bin den 5000e düştü. Kürt aşiretleri Katliam ve yağma peşindeydi. Bu aşiretler Şakakan aşiretinden olan ve Hoyla salmas şehirleri arasındaki köyleri ele geçiren Simko tarafından yönetilirdi. 20 yıl(1905-1926) boyunca Azerbaycanın batı bölgelerinde terör estiren Simko ve Kürt aşiretleri bölgenin nüfus dengesini ve yerleşim alanlarının değişmesine sebep oldu .Bu olaylarda en az 150 bin Azerbaycanlı yaşamını yitirdi. yüzlerce köy tahrip edildi ya da daha emniyetli bir yaşam için boşaltıldı. Bu araziler Kürtler tarafından İşgal edildi. 1930larda Rızahanın Tahtakapı (aşiretleri zorla yerleştirme) siyaseti ile artık boşalmış Türk köyleri Kürtlere kaldı. Rizahan ve Fars teorisiyenleri Türkiye ile Güney Azerbaycan arasında bir tampon bölgesinin oluşturulmasının İranın güvenliği açısından önemli olacağı düşüncesindeydi. 2.dünya savaşı bölgeyi yeniden Karıştırdı.1941 yılında Rizahan hakimiyetten düştü ve bölge Ruslar tarafından işgal edildi. Sürgüne gönderilen aşiret ağaları geri döndü ve geleneksel hayat yeniden başladı. Rus ordusu Urmiye şehirine girmeden önce İran ordusunun bırakıp kaçtığı silahlarla Kürtler şehirde katliama başladı. Urmiye pazarını yağmalayıp ateşe verdiler.1942de Kürt, Ermeni ve Asuriler Özgürlük adında bir örgüt oluşturup Azerbaycan köylerini yağlamaya başladılar. Yüzlerce kişi öldürüldü ve 2000 aile köyleri boşaltıp kaçmak zorunda kaldı.Urmiye ve kuzey bölgelerde bu olaylar yaşanırken Güney bölgelerde, Savukbulakta ise olaylar daha farklı boyutta gelişmekteydi. Bu yılın eylül ayında Komale Jiyan Kürdistan(Kürt yaşam Partisi) partisi kuruldu ve arkasından 10 bin Km kara alanı kapsayan özerk bir bölge oluşturuldu ve böylelikle savukbulak(Mahabad) Kürtçü harekatın merkezi konumuna geldi.
Ak devrim olarak nitelendirilen toprak ıslahatı da birçok köyün Azerbaycan feodallerinin malikiyetinden çıkıp Kürt köylülerine verilmesine sebep oldu. Yani 1970 devrimine kader geçen sürede Kürtler dağlardan enip köylere yerleşme aşamasını bitirmiş oldular. Bu arada özellikle 1950lerden sonra Nüfus hızla arttı ve 20 yıl içerisinde ikiye katlandı. Devrimden sonra Kürt ve Sol örgütlerin silahlı mücadelesi bölgeyi yeniden karışıklığa sürükledi ve nüfusun yer değişmesine sebep oldu. Örneğin Savukbulakın Viranşehir, Yazdağı, Halfiyan, Hantavus, Molladeresi, Beykankala ve diğer bölgelerinde yaşayan Şahsevenlerin köyleri ateşe verildi ve butun varlıkları talan edildi. Şahsevenler bu felâketten sonra bölgeyi terk etmek zorunda kaldılar. Hana şehri sakinleri de aynı kadere mahkum oldular. Bu dönemde Kürt nüfusu yoğun olduğu bölgelerde var olan butun Türk köyleri baskılar sonucu göç etmek zorunda kaldı. Devrimden sonra önemli diğer bir olay da Kürtlerin Azerbaycanlıların yaşadığı şehirlere göç etmesidir. Devrimden önce şehirlerde kayda değer sayıda olmayan Kürtlerin nüfusu günümüzde Türklerin yaşadığı şehirlerde %5 ile %25 oranında artmıştır. Batı Azerbaycanda nüfus dengesini etkileyen diğer bir faktör da Kuzey Irakta yaşanan olaylardır.
Bu olaylar 1942den bu yana Batı Azerbaycanı, nüfus değişiminin yanısıra siyasi ve ekonomik olarak da etkilemektedir. 1945te Irak ordusuna yenilip sınırı geçen Barzan aşiretinden 10 bin Kürt Azerbaycana geldi. Üç bin kişilik silahlı güce sahip olan aşiret, Kadi Muhammetin Kurduğu özerk bölgenin savunucusuna çevrildi.
Barzaninin beklenmedik gelişi olmasaydı büyük olasılıkla Kürt partisi amaçlarına ulaşamazdı . 1965 yılından itibaren İranın kuzey Irak Kürtlerini desteklemesiyle savaş süresince Irak Kürtlerinin Güney Azerbaycana sığınması hız kazandı. Mart 1975te İran ve Irak sınır problemlerini çözme konusunda anlaştı ve Kuzey Irakta merkezi hakimiyetle savaşan ve İran desteğini kaybeden Kürtler yenilgiye uğradı, bunun üzerine Saddam ordusunun saldırısına uğrayan 100 bin Kürt bölgeden kaçarak önceden Azerbaycana sığınmış diğer 100 bin kişiye eklendi. 1987 yılına kader 50 bin kişi, ağustos 1988de ise 100 bin kişi yeniden sınırdan geçti ve Azerbaycanın köy ve şehirlerine ayrıca Hoy, Urmiye ve Uşnu civarında oluşturulan barınaklara yerleşti. Bunlardan en az 50 bin kişinin geri dönmediği tahmin ediliyor. Bölgedeki karmaşa ve sınırlardaki otorite boşluğu Kaçak ve kayıt dışı geliri artırdı, bu da sınır bölgelerinde yaşayan Kürtlerin alım gücünü artırarak özellikle şehirlerde arsa almalarına olanak sağlamıştır.
Sonuç
Güney Azerbaycanın batı bölgeleri jeopolitik özelliği nedeniyle daima çekişme merkezi haline gelmiştir. Kuşkusuz Azerbaycanın batı bölgelerinde potansiyel tehdit, sınırlar arasında yerleşmiş olan Kürtlerdir . Bu yüzden bölgede nüfus faktörü oldukça önem kazanmaktadır. Kürtlerin yayılma politikaları bölgede nüfus dengesini onların lehine değiştirmektedir. Gelecekte bir otorite boşluğu yarandığı durumda Urmiye Gölünün güneyindeki toprakların (savukbulak ve çevresi) tamamen Kürtleşmesi ve Kürtlerin bölücülük çaba ve eğilimleri sonucu Azerbaycanın bu bölgesinin büyük çatışmalara sahne olacağı kaçınılmaz gözükmektedir.
Talas Avşarlı Günaztac /Güney Azerbaycan Tanıtım Cemiyeti/ Başkanı
Bu çalışmanın amacı tarihi senetlere dayanarak Kürtlerin Azerbaycan arazisine göç ettiklerini, yaşadıkları bölgeleri, nüfusları ve Azerbaycanda yayılma nedenlerini incelemektir.
Güney Azerbaycan ve Batı Bölgesinin Genel Durumu
Tarihi kaynaklara göre Güney Azerbaycan arazisi en az 170 bin km kare alanla günümüzde Doğu Azerbaycan, Batı Azerbaycan, Erdebil, Zencan, Hemedan ve Kazvin eyaletleri, Bicar, gurve, Astara bölgelerini kapsamaktaydı. Bölge nüfusunun 15-16 milyon olduğu tahmin ediliyor. Azerbaycan Türkleri bölge nüfusunun %90 ını oluştururlar.
1937 yılında merkezi devletin siyasi hedefi doğrultusunda etnik bölgeler yeni idari birimlere bölünerek 10 yeni ustan (eyalet) oluşturuldu ve Güney Azerbaycan arazisi 4 ustan haline getirildi: 1. Zencan, kazvin ve astara ustanı 2. Tebriz -Erdebil ustanı 3. Urmu, Hoy, Savucbulak, Marağa, Bicar ustanı 4. Hamadan ustanı. Bu taksimat zaman içerisinde defalarca Azerbaycanın aleyhine değiştirildi. Zencandan ilk önce Astara bölgesi alınıp Gilan ustanına verildi. Devrimden sonra da Kazvin bölgesi yeni bir ustan haline getirildi ve 3. Ustan (Doğu Azerbaycan)dan koparılan Erdebil bölgesi Erdebil ustanı olarak karşımıza çıktı. 4. Ustan(Batı Azerbaycan)nın Bicar, Gerus ve Gorve bölgeleri Kürdistan eyaletine verildi.
Batı Azerbaycan çeşitli taksimattan sonra bugün 45 bin Km kare alanı kapsıyor. Kuzeyden, Kuzey Azerbaycan, Batıdan, Türkiye, Güney batıdan Irak ile dış sınırları bulunuyor. Ayrıca Doğudan, Doğu Azerbaycan, Güney doğudan Zengan ve Güneyden Kürdistan eyaletler ile iç sınırları bulunmaktadır. Nüfusu tahminen3.020893 civarındadır. Bu nüfusun yaklaşık 1.574.730u şehirlerde, 1.331.735i köylerde ayrıca 114617si de göç halinde yaşamaktadır. Batı Azerbaycan 14 vilayet, 30 Şehir, 36 İlçe , 109 Köy Merkezi ve 3737 Köyden oluşur. Merkezi, Güney Azerbaycanın ikinci büyük şehri Urmudur.
Azerbaycanda Kürtlerin Tarihi kökeni
Tarihi kaynaklar Kürtlerin nereden geldiği, nerelere yerleştiği ve nüfusu hakkında bilgi vermiştir. Haddona göre Kürtler İrana dışarıdan gelmişler ve Türklerden çok sonra bu bölgelerde yerleşmişler. Ayrıca Arnold Wilson Kürt aşiretlerinin Osmanlı topraklarından Azerbaycana geldiğini yazıyor.Garsten Niebuhr goçebe Kürt aşiretlerinin sayısının çok olduğunu yalnız anavatanleri değil , Suriye ve Aceme dağıldıklarını yazıyor. Makı, Çaldıran, Hoy, Salmas ve Urmiye Kürtlerine Şakak denilir ve Anadoluda yaşayan Kürtleri boyularındandırlar. Sulduz, Hana, Savucbulak, Bukan, sayınkalada yaşayan Kürtler ise Mezopotamya kökenlidirler. Bu aşiretler Mokri, Şakakan, Herki, Mamış, Zaza, Milan, Dehbokri, Celali ve diğer aşiretlerden ibarettir. 16. Yüzyılın sonuna doğru Yazılan, Kürt aşiretlerinin tarih ve coğrafyasını anlatan ve Kürt tarihinin araştırmasında ana kaynak konumunda olan Şerefname(geniş Kürdistan tarihi) kitabında, bugün Savucbulak bölgesinde geniş bir araziyi iyelenen Mukrilerin Osmanlı arazisinde Zül şehri(şehre Zur günümüzde Irak topraklarında) çevresinde bulunan Mukriye aşiretine dayandığı yazıyor. Rivayetlere göre Baban paşalarının ailesine mensup Seyfettin adında bir kişi Baban aşireti ve başka Kürt aşiretlerini toplayıp Azerbaycanda Deryaz bölgesini Çabuklu Türklerinden alarak oraya yerleşti. Seyrül ekrad kitabının yazarına göre de Mukri aşireti 16.yuzyılın sonlarında Osmanlı toprakları ve kuzey Mesopotamiya Eben Ömer adası(bugünkü Suriye)ndan Azerbaycan arazisine göç etmişler. Yazara göre ilk kere Baban ailesinden Babamir adlı bir kişi Savucbulakı Azerbaycan Türklerinden almış ve sülalesi zaman içerisinde bu bölgeye hüküm sürmüşler. Kacar dönemine kader Mukri aşireti Avşar Birliğinin üyesiydi ve 1882 yılında birliğin Beyler beyi Muhammet Guluhan Savukbulak Bölgesinin idaresini Donbili Türklerinden alıp Budak Han Mukriye vermiştir. Mahabad Tarihçesinin yazarına göre Osmanlı Kürtlerinden oluşan Belbas birliği 18.yüzyılda Osmanlıdan (bugünkü Irak Topraklarından) Bapir ağa önderliğinde Azerbaycanın İletimur bölgesine göç eder.Belbas birliği Mamış, Mengur ve Piran aşiretlerinden oluşur .Günümüzde Mamış aşireti Savukbulak-Neğede arasında (Sulduz bölgesinde) yerleşmektedir. Osmanlı (Irak) Arazisinden göçen Mengurlar Serdeşti ve Piran aşireti Hana şehri ve köylerini ele geçirmişler. Dehbokri aşireti de 18. Yüzyılın sonunda Bayram Ağa önderliğinde Diyarbakırdan Azerbaycanın Savukbulak bölgesine göçmüş ve bu göç için çeşitli sebepler, örneğin kuraklık ve kıtlığı göstermişler.Bu aşiret günümüzde Bukan şehri ve çevresinde yaşamaktadır. Gevrek aşireti kendilerini Vesman Ağa ve Hazar Ağanın torunları sayıyor ve Mengurlardan birkaç yıl önce Azerbaycana göçmüşler. FeyzullahBeygi aşireti ise kendilerini Teymuriler döneminde Irakta yaşamış olan Fakih Ahmet Dareşmanenin torunları sayıyorlar. Azerbaycana gelişlerinin sebebi ve tarihi belli değildir . Şakakan aşireti Osmanlı arazisinin doğusunda yaşıyordu. Bu aşiretin çeşitli tayfaları Sefevi devletinin kuruluşu döneminden itibaren yavaş yavaş Azerbaycana göçmüşlerdir. Bu aşiretler 20.yüzyıla kadar yılın yarısını Osmanlı topraklarında geçiriyor, bir nevi ikili vatandaşlığa sahiptiler. Celali aşireti(20 bin kişi) ise Şah Abbas döneminde Osmanlı Sadrazamı Kuyucu Murat Paşa ‘nın önünden kaçarak Safevilere siğınmişlar .Şah Abbas bu Celalilerden Sekiz binini Beradust bölgesinde digerlerini Makı cıvarında yerleştirmiştir. Görüldügü gibi Kürt yazar ve tarihçilerine göre Kürt aşiretleri Azerbaycan topraklarına diger yerlerden gelmiş ve burada heç bir tarihi koke sahip değilerdir.
Batı Azerbaycanın demografik yapısı
İranda Bulunan etniklerin nüfusu hakkında resmi bir istatistiksel veri bulunmamaktadır. Bu yüzden Etniklerin Nüfusu konusunda söylenen sayılar tahmine dayalıdır. Yazıda İran İstatistik Merkezinin Son verilerine dayanarak günümüzde Batı Azerbaycan bölgelerinde yaşayan Kürt nüfusu hakkında bilgi verilecektir.
Batı Azerbaycanın Kuzeyinde Türkiye ve Kuzey Azerbaycanla ortak sınırları bulunan Makı vilâyetinin çevresinde Milan, Celali ve Heyderanlu Kürt aşiretleri dağınık şekilde yaşamaktadırlar. İran İstatistik Merkezinin son verilerine göre Celali (Halikanlu) aşireti 15796 (2238 Aile), Milan aşireti 11502 (1686 Aile) ve Heyderanlu 1396 kişi(183 Aile)den oluşur. Yani bu bölgede tahminen 28694 Kürt halen konar göçer hayat sürdürmektedirler. Celali aşiretinin nüfusu UNESCOnun 1963 yılında verdiği rakama göre 1135 aileden ibarettir. Yukarıdaki rakamlara dayanarak %3 artışla bugün bu aşiretin nüfusu 15 bin civarında olmalıdır. Bu aşiret günümüzde Azerbaycanın batısında göç eden en büyük aşirettir ve bölgede göç halinde yaşayanların %48.2sini oluşturur. Milan aşiretinin nüfusu 1963te 2030 aile olarak kaydedilmiştir. Bu rakamı yukarıdaki verilere dayanarak %3 artışla hesaplarsak günümüzde bu aşiretin nüfusu 27 bin kişi civarında olacaktır. Hayderanlu aşiretinin nüfusu 1963 yılında 1800 kişi(300Aile) olarak açıklanmış, %3 artışla bu aşiretin nüfusu 4 bin civarında olmalıdır yani günümüzde bu aşiretlere mensup 46 bin kişi yaşamaktadır. İran İstatistik Merkezinin son verilerine göre Makı ve Çaldıran vilayetinin nüfusu 174199 kişi tahmin ediliyor. Makı şehrinin nüfusu 36747 kişidir. Şehrin Kürt nüfusu %10 (3674) olarak tahmin ediliyor. Yani bu bölgede yaklaşık 50 bin Kürt yaşamaktadır. Bu da Bölge nüfusunun %28i civarındadır.
Kürt aşiretlerinin yaşadığı diğer bir bölge Hoy vilâyetidir. Bu bölgede Küresünnü ve Memkanlu aşiretleri Türkiye sınırlarında yaşıyorlar. Son verilere göre Küresünnü aşiretinin göç eden nüfusu 1835 kişi (239 aile)dir.1962 verilerinde bu aşiretin nüfusu 400 aile, yaklaşık 2500 kişidir. Memkanlu aşireti de Türkiye ile Güney Azerbaycan sınırlarında yaşıyorlar. Son verilerde aşiretin göç eden nüfusu 901 kişi (115aile) olarak belirlenmiştir.1962 verilerinde aşiretin nüfusu yaklaşık1500 kişi (250 aile) olarak tahmin ediliyor. Günümüzde Sefaiye, Zerabad, Zeri ve Kotur bölgesinde yaklaşık 35 bin Kürt yaşamaktadır. Hoy vilayetinin nüfusu 425859 kişidir. Hoy şehrinin nüfusu ise 163838 civarındadır .Burada da nüfusun %8inin (13400 ) Kürtlerden oluştuğu tahmin ediliyor. Yani bölgede yaklaşık 40-45 bin Kürt yaşamaktadır. Buda toplam Hoy bölge nüfusunun %10unu oluşturuyor. Bölgede ayrıca yaklaşık 8 bin Ermeni yaşamaktadır.
Hoy-Urmiye arasında bulunan Salmas bölgesinde de Kürt aşiretleri yaşamaktadır. Çehrık, Küresünnü, Delzey, Kuhsar; Ketban köylerinde Yaklaşık 35 bin nüfusa sahiptirler. Salmas vilayetinin nüfusu 119667 kişi civarındadır. Salmas şehrinin nüfusu ise 71968 kişidir. Burada da diğer bölgelerde olduğu gibi şehrin %10unu (7190) Kürtlerin oluşturduğu tahmin ediliyor. Yani bölgede yaklaşık 42 bin Kürt yaşamaktadır .Buda toplam Salmas bölge nüfusunun %30unu oluşturuyor. Ayrıca bu bölgede yaklaşık 20 bin Ermeni ve Asuri yaşamaktadır. Azerbaycanın Batı bölgelerinin merkezi konumunda olan Urmiye şehri Azerbaycanın en eski ve tarihi şehirlerindendir. Ahmet bin Yakup, Alboldan kitabında şöyle yazıyor: Urmiya Azerbaycanın büyük ve eski şehirlerindendir. İslamdan sonra Urmiya Marağadan sora Azerbaycanın ikinci büyük şehri konumundaydı. Urmiye Kuzey Batısında Salmasla Urmu arasında Türkiye ile Azerbaycan sınırlarında Sumay ve Beradust bölgesinde Şakakan aşireti yaşıyor. Son verilerde Şekakan aşiretinin göçer nüfusu 923 kişi(112aile)dir. Günümüzde Türkiye ile Azerbaycan sınırlarında Urmunun Sumayibradust bölgesinde 41332 kişi, Azerbaycanla Irak sınırlarında Silvane bölgesinde (Tergiver, Mergver, Deşt) ise 58883 Kürt nüfusu olduğu tahmin ediliyor. Urmiye vilayetinin nüfusu 969129 kişidir. Urmiye şehrinin nüfusu ise 467840 kişidir. Burada nüfusun %20sini (86 bin) Kürtlerin oluşturduğu tahmin ediliyor. Böylelikle Urmiye bölgesinde 168215 Kürt yaşamaktadır. Bu da Urmiye bölge nüfusunun %16sını oluşturmaktadır. Bölgede ayrıca yaklaşık 65 bin Ermeni ve Asuri yaşamaktadır.
Görüldüğü gibi Batı Azerbaycanın Kuzey bölgesinde (Makı, Hoy, Salmas, Urmiye) yaklaşık 1.688854 kişi yaşamaktadır. Bu bölgedeki Kürt nüfusu ise 305215 kişidir. Buda bölge nüfusunun %18unu oluşturur. Bölgede ayrıca 80 bin civarında Ermeni ve Asuri yaşamaktadır ki buda nüfusun %5ni oluşturur. Bu rakamlara dayanarak bölge nüfusunun %77sını Azerbaycan Türklerinin oluşturduğu saptanır.
Sulduz bölgesi Urmiye Gölünun güneyinde bulunmaktadır. Bu bölgede Karapapak Türklerinin yanı sıra Zaza, Piran ve Mamış Kürt aşiretleri de yaşamaktadır. Türkler Negede şehri ve civarında, Kürtler ise Uşnu ve Hana (Piranşehr) şehirleri ve civarında yaşıyorlar. Bölgenin toplam nüfusu 348603 kişidir. Karapapak Türklerinin nüfusu yaklaşık 140 bin kişidir. Buda bölge nüfusunun %40nı oluşturur. Yani bölge nüfusunun yaklaşık %60nı Kürtler oluşturur.
Kürtlerin yaşadığı diğer bir bölge Savukbulak bölgesidir. Bu bölgede Mukri, Mamış, Dehbokri, Mengur ve Gevrek aşiretleri yaşıyor. Bölge tamamıyla Kürtlerin eline geçmiştir. Savukbulak (Mahabad) bölgesinde 225074, Bukanda 235153 ve Serdeştte ise 85969 kişi yaşamaktadır. Bölgede toplam 546196 Kürt nüfusu yaşamaktadır.
Batı Azerbaycanın Güney bölgelerinde Koşaçay, Sayınkala, ve Tikantepe şehirleri bulunuyor. Koşaçay bölgesinde 23920 kişi yaşıyor. Koşaçay Kürtlerin en az sıza bildikleri şehirdir. Köylerinde ise yaklaşık 40 bin Kürt yaşamaktadır. Sayınkalenin Nüfusu 87868 kişi olarak tahmin ediliyor. Şehirde 3000 civarında, Mahmudcık,(Şii Kürtleri) Sefehana, Aktepe gibi köylerde yaklaşık 30 bin Kürt nüfusu bulunmaktadır. Tikantepe bölgesinde toplam nüfus110487 kişi tahmin ediliyor. Şehirde 42332 kişi yaşıyor ki bunun yaklaşık 10500 (%25)ü Kürttür. Köylerinde ise yaklaşık 25 bin Kürt yaşıyor. Bu bölgenin Toplan nüfusu 437240 kişidir ve bölgede yaklaşık 108 bin Kürt nüfusu bulunuyor. Buda bölge nüfusunun yaklaşık %25ini oluşturmaktadır.
Sonuç olarak Batı Azerbaycanda 3.020893 kişilik nüfusun yaklaşık 1.853000(%61) Azerbaycan Türkü, 1.168014unu (%37) Kürtler; 80.000ini (%2) ise Ermeni ve Asuriler oluşturuyor. Bu ise Kürtlerin Güney Azerbaycan nüfusunun yaklaşık(%7 )sini oluşturmaktadır.
Batı Azerbaycanda Kürtlerin yayılma sebepleri
19. yüz yılın sonları, 20. Yüz yılın başlarında Azerbaycanda büyük bir değişim yaşandı. Türk aşiret yapısı ortadan kalktı ve Donbili, Avşar, Makuyi ve diğer aşiretler konar göçer hayat tarzını bırakıp Azerbaycan köylerine yerleşti, buna karşın Celali, Milan, Dehbokri ve Belbas birliği gibi Kürt aşiretleri, aşiret yapısını koruyarak harbi ve siyasi denge onların lehine değişti. O güne kader Kürt isyanlarını Tebriz ve Tahrana ihtiyaç olmadan Türk aşiretleri başarıyla bastırırdı. Türk aşiretlerinin yerleşim hayata geçmesinin ağır sonuçları Şeyh Obeydullah Şemzini ve Simko isyanlarında açıkça görüldü. Osmanlı tâbiiyetinde olan ve Azerbaycan Kürt aşiretleri içinde de nüfuz sahibi Şeyh Obeydullah Şemzini 1881 yılında Güney Azerbaycan‘a saldırdı.
Kürtlerin Yağma ve katliama olan içgüdüsel eğilimleri onları Şeyhin etrafında birleştirdi ve Azerbaycanda toplukıyım yaşandı. Kürtler Yağma amacı ile Köylere girdi ve önlerine çıkan herkesi oldurdu. Şeyhin oğlu Abdulkadir ve Osmanlıdan kaçarak Savukbulakta yerleşen Mergver aşiretinin ağası Hamza Ağa Koşaçaya saldırarak Cami ve Köyleri ateşe verdi. Melikkendi de Koşaçayla aynı kaderi paylaştı. Bu olaylarda onlarca köy tahrip edildi ve on binlerce kişi yaşamını yitirdi. Birinci dünya savaşı artı Ermeni, Asuri ve Kürt isyanlarının zararları Azerbaycan için daha ağır ve korkunç sonuçlar doğurdu. Örneğin Urmiye ovalarındaki 300 köyden tamamına yakını tahrip edildi. Urmunun nüfusu 25 bin den 5000e düştü. Kürt aşiretleri Katliam ve yağma peşindeydi. Bu aşiretler Şakakan aşiretinden olan ve Hoyla salmas şehirleri arasındaki köyleri ele geçiren Simko tarafından yönetilirdi. 20 yıl(1905-1926) boyunca Azerbaycanın batı bölgelerinde terör estiren Simko ve Kürt aşiretleri bölgenin nüfus dengesini ve yerleşim alanlarının değişmesine sebep oldu .Bu olaylarda en az 150 bin Azerbaycanlı yaşamını yitirdi. yüzlerce köy tahrip edildi ya da daha emniyetli bir yaşam için boşaltıldı. Bu araziler Kürtler tarafından İşgal edildi. 1930larda Rızahanın Tahtakapı (aşiretleri zorla yerleştirme) siyaseti ile artık boşalmış Türk köyleri Kürtlere kaldı. Rizahan ve Fars teorisiyenleri Türkiye ile Güney Azerbaycan arasında bir tampon bölgesinin oluşturulmasının İranın güvenliği açısından önemli olacağı düşüncesindeydi. 2.dünya savaşı bölgeyi yeniden Karıştırdı.1941 yılında Rizahan hakimiyetten düştü ve bölge Ruslar tarafından işgal edildi. Sürgüne gönderilen aşiret ağaları geri döndü ve geleneksel hayat yeniden başladı. Rus ordusu Urmiye şehirine girmeden önce İran ordusunun bırakıp kaçtığı silahlarla Kürtler şehirde katliama başladı. Urmiye pazarını yağmalayıp ateşe verdiler.1942de Kürt, Ermeni ve Asuriler Özgürlük adında bir örgüt oluşturup Azerbaycan köylerini yağlamaya başladılar. Yüzlerce kişi öldürüldü ve 2000 aile köyleri boşaltıp kaçmak zorunda kaldı.Urmiye ve kuzey bölgelerde bu olaylar yaşanırken Güney bölgelerde, Savukbulakta ise olaylar daha farklı boyutta gelişmekteydi. Bu yılın eylül ayında Komale Jiyan Kürdistan(Kürt yaşam Partisi) partisi kuruldu ve arkasından 10 bin Km kara alanı kapsayan özerk bir bölge oluşturuldu ve böylelikle savukbulak(Mahabad) Kürtçü harekatın merkezi konumuna geldi.
Ak devrim olarak nitelendirilen toprak ıslahatı da birçok köyün Azerbaycan feodallerinin malikiyetinden çıkıp Kürt köylülerine verilmesine sebep oldu. Yani 1970 devrimine kader geçen sürede Kürtler dağlardan enip köylere yerleşme aşamasını bitirmiş oldular. Bu arada özellikle 1950lerden sonra Nüfus hızla arttı ve 20 yıl içerisinde ikiye katlandı. Devrimden sonra Kürt ve Sol örgütlerin silahlı mücadelesi bölgeyi yeniden karışıklığa sürükledi ve nüfusun yer değişmesine sebep oldu. Örneğin Savukbulakın Viranşehir, Yazdağı, Halfiyan, Hantavus, Molladeresi, Beykankala ve diğer bölgelerinde yaşayan Şahsevenlerin köyleri ateşe verildi ve butun varlıkları talan edildi. Şahsevenler bu felâketten sonra bölgeyi terk etmek zorunda kaldılar. Hana şehri sakinleri de aynı kadere mahkum oldular. Bu dönemde Kürt nüfusu yoğun olduğu bölgelerde var olan butun Türk köyleri baskılar sonucu göç etmek zorunda kaldı. Devrimden sonra önemli diğer bir olay da Kürtlerin Azerbaycanlıların yaşadığı şehirlere göç etmesidir. Devrimden önce şehirlerde kayda değer sayıda olmayan Kürtlerin nüfusu günümüzde Türklerin yaşadığı şehirlerde %5 ile %25 oranında artmıştır. Batı Azerbaycanda nüfus dengesini etkileyen diğer bir faktör da Kuzey Irakta yaşanan olaylardır.
Bu olaylar 1942den bu yana Batı Azerbaycanı, nüfus değişiminin yanısıra siyasi ve ekonomik olarak da etkilemektedir. 1945te Irak ordusuna yenilip sınırı geçen Barzan aşiretinden 10 bin Kürt Azerbaycana geldi. Üç bin kişilik silahlı güce sahip olan aşiret, Kadi Muhammetin Kurduğu özerk bölgenin savunucusuna çevrildi.
Barzaninin beklenmedik gelişi olmasaydı büyük olasılıkla Kürt partisi amaçlarına ulaşamazdı . 1965 yılından itibaren İranın kuzey Irak Kürtlerini desteklemesiyle savaş süresince Irak Kürtlerinin Güney Azerbaycana sığınması hız kazandı. Mart 1975te İran ve Irak sınır problemlerini çözme konusunda anlaştı ve Kuzey Irakta merkezi hakimiyetle savaşan ve İran desteğini kaybeden Kürtler yenilgiye uğradı, bunun üzerine Saddam ordusunun saldırısına uğrayan 100 bin Kürt bölgeden kaçarak önceden Azerbaycana sığınmış diğer 100 bin kişiye eklendi. 1987 yılına kader 50 bin kişi, ağustos 1988de ise 100 bin kişi yeniden sınırdan geçti ve Azerbaycanın köy ve şehirlerine ayrıca Hoy, Urmiye ve Uşnu civarında oluşturulan barınaklara yerleşti. Bunlardan en az 50 bin kişinin geri dönmediği tahmin ediliyor. Bölgedeki karmaşa ve sınırlardaki otorite boşluğu Kaçak ve kayıt dışı geliri artırdı, bu da sınır bölgelerinde yaşayan Kürtlerin alım gücünü artırarak özellikle şehirlerde arsa almalarına olanak sağlamıştır.
Sonuç
Güney Azerbaycanın batı bölgeleri jeopolitik özelliği nedeniyle daima çekişme merkezi haline gelmiştir. Kuşkusuz Azerbaycanın batı bölgelerinde potansiyel tehdit, sınırlar arasında yerleşmiş olan Kürtlerdir . Bu yüzden bölgede nüfus faktörü oldukça önem kazanmaktadır. Kürtlerin yayılma politikaları bölgede nüfus dengesini onların lehine değiştirmektedir. Gelecekte bir otorite boşluğu yarandığı durumda Urmiye Gölünün güneyindeki toprakların (savukbulak ve çevresi) tamamen Kürtleşmesi ve Kürtlerin bölücülük çaba ve eğilimleri sonucu Azerbaycanın bu bölgesinin büyük çatışmalara sahne olacağı kaçınılmaz gözükmektedir.
Talas Avşarlı Günaztac /Güney Azerbaycan Tanıtım Cemiyeti/ Başkanı
Labels:
Azerbaycan,
Demografi,
Güney Azərbaycan,
iran,
kürd,
Kürt,
mekale,
Orumiyeh,
siyaset,
tarih,
tarix,
Türk,
urmiye,
Yapı
Thursday, December 15, 2011
Karabağ'ın yitirilme kronolojisi
Arif Keskin
Karabağ'ın yitirilme kronolojisi. "Hanki kent hanki gün/ay/yıl kaybedildi?" sualına cavabımız var. Ancak "hanki kent hanki gün/ay/yıl geri alınacak?" sualına cavabım yok tessufle. Bu sualın cavabını araştırtığında bazı Azerbaycanlıların konuşmalarına bakarsanız "belke yarın belke de yarından yakın" cavabını alırsınız. Ancak pratikteki gelişmelere bakarsanız " geri alabilecek miyiz?" sualı söngü gibi varlığımızı delik deşik ediyor. Türkiye ve Türk dünyasıının " Karabağ derdi var mı?" sorsunu hiç sormuyorum. Karabağ işgali sürdükçe dünya Türklerin himası nutukları bizim içimizi acıtsa da düşmanların komiklik yapma malzemesi olmaktan öteye geçmez. Bizi yıkan, kötürüm hale getiren ve bilinç altımızı olumsuzlukla dolduran yaşadığımız bu gerçeklik ve iddialarımız arasındaki çelişik durumudur. Biz gerçek ve asil büyüklük duygusuna ne zaman sahip olacağız biliyormusunuz?: "hanki kent hanki gün/ay/yıl geri aldık?"sualına cavab verebildiğimiz zaman.
KARABAKH (1988-1993)
Khankendi (18.09.1988)
Eskeran (19.10.1991)
Hadrut (19.11.1991)
Khojaly (26.02.1992)
Shusha (08.05.1992)
Lachin (17.05.1992)
Khocavend (02.10.1992)
Kalbajar (3-4.04.1993)
Aghdere (07.07.1993)
Aghdam (23.07.1993)
Jabrail (23.08.1993)
Fuzuli (23.08.1993)
Gubadlı (31.08.1993)
Zangilan (30.10.1993
Karabağ'ın yitirilme kronolojisi. "Hanki kent hanki gün/ay/yıl kaybedildi?" sualına cavabımız var. Ancak "hanki kent hanki gün/ay/yıl geri alınacak?" sualına cavabım yok tessufle. Bu sualın cavabını araştırtığında bazı Azerbaycanlıların konuşmalarına bakarsanız "belke yarın belke de yarından yakın" cavabını alırsınız. Ancak pratikteki gelişmelere bakarsanız " geri alabilecek miyiz?" sualı söngü gibi varlığımızı delik deşik ediyor. Türkiye ve Türk dünyasıının " Karabağ derdi var mı?" sorsunu hiç sormuyorum. Karabağ işgali sürdükçe dünya Türklerin himası nutukları bizim içimizi acıtsa da düşmanların komiklik yapma malzemesi olmaktan öteye geçmez. Bizi yıkan, kötürüm hale getiren ve bilinç altımızı olumsuzlukla dolduran yaşadığımız bu gerçeklik ve iddialarımız arasındaki çelişik durumudur. Biz gerçek ve asil büyüklük duygusuna ne zaman sahip olacağız biliyormusunuz?: "hanki kent hanki gün/ay/yıl geri aldık?"sualına cavab verebildiğimiz zaman.
KARABAKH (1988-1993)
Khankendi (18.09.1988)
Eskeran (19.10.1991)
Hadrut (19.11.1991)
Khojaly (26.02.1992)
Shusha (08.05.1992)
Lachin (17.05.1992)
Khocavend (02.10.1992)
Kalbajar (3-4.04.1993)
Aghdere (07.07.1993)
Aghdam (23.07.1993)
Jabrail (23.08.1993)
Fuzuli (23.08.1993)
Gubadlı (31.08.1993)
Zangilan (30.10.1993
Labels:
Azerbaycan,
Azərbaycan,
Karabağ,
Qarabağ,
tarih,
tarix,
Türk,
Türkiye
Saturday, December 3, 2011
Urmiye Gəlini Qoşuqu
Bürüyüb ğəm- kədər Azər elini
Can üstə düşübdür Urmu gəlini
Ətəş qavurmaqda ağzı- dilini
Bir içim su verin Allah eşqinə!
Kəsilən umuddur, quruyan qandır
Çölləşən göl deyil, minlərcə candır
Qoymayın qurusun mandır, amandır
Bir içim su verin Allah eşqinə!
Yalnız bir göl deyil başı kəsilən
Şor xatirələrdir xatirdən gedən
Ürəklərimizdir şəhid edilən
Bir içim su verin Allah eşqinə!
Səssiz ıldırımlar şaxacaq həlbət
Susuzluq kökünü qazacaq həlbət
Zolaqlar sel olub axacaq həlbət
Bir içim su verin Allah eşqinə!
Urmu Gəlini - Qoşar: Sayın Susən Rəzi
Can üstə düşübdür Urmu gəlini
Ətəş qavurmaqda ağzı- dilini
Bir içim su verin Allah eşqinə!
Kəsilən umuddur, quruyan qandır
Çölləşən göl deyil, minlərcə candır
Qoymayın qurusun mandır, amandır
Bir içim su verin Allah eşqinə!
Yalnız bir göl deyil başı kəsilən
Şor xatirələrdir xatirdən gedən
Ürəklərimizdir şəhid edilən
Bir içim su verin Allah eşqinə!
Səssiz ıldırımlar şaxacaq həlbət
Susuzluq kökünü qazacaq həlbət
Zolaqlar sel olub axacaq həlbət
Bir içim su verin Allah eşqinə!
Urmu Gəlini - Qoşar: Sayın Susən Rəzi
Labels:
Azerbaycan,
Gəlin,
Güney Azərbaycan,
iran,
Orumiyeh,
Qoşuq,
şair,
şer,
Urmiya,
urmiye,
urmu Gölü,
Urumiye
Saturday, November 26, 2011
Urmiye ve Havalisinde Ermeni ve Nesturilerin Faaliyyetleri (1917-1918)
Urmiye ve Havalisinde Ermeni ve Nesturilerin Faaliyyetleri (1917-1918)
Barış Metin
Özet
Ekim 1917 Bolşevik ihtilali Sonrasında Rusya Savaş Dışı Kalmıştır. Bu durum birinci Dünya Savaşında Rusya, ingiltere, Osmanlı Devleti ve almanya arasında fiili Savaş da Dâhil Türlü Mücadileler sahne olan iran Topraklarında Türk ve Alman Güçleri için avantaj Sağlamıştır. Söz konusu süreçte Türk kuvetleri, iran içlerinden Kafkaslara yönelmeye başlarken, ingiltere de iran da Rusyanın Boşalttığı bölgeleri ele geçirmeye çalışmıştır. Ingliltere, Türk kuvetlerinden önce iranın Kuzeyini işgal etmek istemesine rağmen bu iş için askeri gücünün yetersiz olması nedeniyle Urmiye ve havalisinde toplanmaya başlayan Ermeni ve Nasturilere destek vermiştir. Ermeni ve Nasturile de bu bölgedeki Türk kuvetlerine ve Sivil Müslüman Ahaliye Saldırmışlar ve pek çoğu katlermişlerdir.
The Activitis of Armenians and Nestorians in Urmia Region
Abstract
After Bloshevik Mutiny in october, 1971 Russia became hors de combat. The situation proactive war among for Turkish and German troops on Iran land witnessed various struggles including the period, Turkish troops stated to go towards Caucasia through Iran while tried to take over the areas that Russia evacuated in Iran. Though England wanted to occupy North of Iran before Turkish troops, is supported Armenians and Nestorians, began to gather Urmia (Urmiye) and is neighbourhood. Armenians and Nestorians attacked Turkish troops and Civil Muslims in these areas and Slaughtered many of them.
Giriş
Rusya da Ekim 1917 bolşevik ihtilalinin gerçekleşmesi, Dünya Savaşının seyrini önemli ölçüde değiştirmiş, bu durumda hazırlıksız yakalanan itilâf ve ittifak devletlerinin savaşın gidişatına dair yeni politikalar belirlemesini zaruri hale getirmiş ve özellikle ittifak develetleri için avantaj sağlayacak önemli gelişmeleri de ortaya çıkarmıştır. Bolşevikler, çarlık sonrası işbaşında olan keranski hükümetini Düşürdükten sonra ittifak Devletleriyle savaşa devam etmeme kararı almış ve ateşkes antlaşması talep etmişlerdir. Bu istek sonucu 15 aralık 1917 tarihinde mütareke imzalanmış ve tüm Rus cephelerindeki çatışmalar durmuştur. 22 aralık 1918 tarihinde Berst-Litovski şehrinde Almanya, Avusturya, Macaristan, Osmanlı Devleti, Bulgaristan ve Bolşevikler arasında barış görüşleri başlamış ve 3 mart 1918 de tarihinte görüşmelerin yapıldığı şehrin adıla anılan antlaşma imzalanmıştır(1). Brest-Litovsk Antlaşmasında iran in tarafsızlık siyasetine riayet edilmesi ve toprak bütünlüğünün korunması (bunu için İngiltere il Rusya Arasında 1907 yılında yapılan ve iran I üç bölgeye parçalayan antlaşmanın iptali) konusu da ele alınmış ve Güney Azerbaycan daki Rus ve Türk Askerlerinin geri çekilmesi konusunda Kabul edilmiştir. Söz konusu gelişme bölgede Rusya ile fiili mücadele halinde olan Somanlı Devleti ve Almanya için avantajlı bir durum ortaya çıkarmış, Osmanlı Devletinin doğru sınırlarının güvenlığı açısından büyük bir tahlike ortadan kalktığı gibi öteden beri Rus ve ingliz tahakkümü altında islam Coğrafyalarında yürütülen ittihatı islam politikasına bağlı olarak iran üzerine nüfuzunun artmasını sağlamıştır. Brest-Litovsk Antlaşmasında İran tahlikesine dair alınan karardan memnun olan Şah Osmanlı Devletinin izhar eylediği hissiyatı dostaeden duyduğu memnuniyeti bizaat Osmanlə Dışişlerine Gönderdiği telgrafla bildirmiştir (2). Ruslarin Iran dan Çekilmeye başlamaları Ekim 1917 bolşevik ihtilali ve ülke kargaşalıkların Başladığı döneme rastlamaktadır. Bu esnada Güney Azerbaycan da ve Rus askerlerinin bulunduğu İran topraklarindaki şehirlerde, Kasabalarda köylerde otorite boşluğunun ortaya çıkması ve asayişin bozulması, İran hükümetinin otorite kurucak jandarma ve polis gücünden yoksun olması sebebile bir kargaşa ortamı olmuştur. Bu durmda düzeni ve birliği bozulan hatta iaşesini daha temin edemeyen Rus askerleri yağmaya başlamıştır. Güney İran da ingiltere tarafından kurulan Cenubi İran Nişancılarının (Güney İran polis Kuvetleri) kumundanı olan Percy Sykes, Rus ricalini o sırada Tebrizde bulunan bir dosundan aldığı mektuba dayanarak şöyle ifade etmektedir; Rus askerleri burada binlerce miktarda olmak üzere dolaşıyorlar, tüfeklerini, cephanelerini, eşyalarını ve atlarını ve para edecek bütün teçhizatlarını satmaktadılar. Atlar birkaç şiline gidiyor. Faket yem fiyatı o derece fahiş dereceye çıkmıştır ki atlar ancak hediye gibi verilecek kıymettedir. Filhakika garbi ve şimali İran hükümeti zaafından dolayı Rusların bu vaziyetinden çok zarar görmüşlerdir(3).
Ruslarım çekildiği ve İran topraklarında Türk Kuvetleri için daha uyqun bir ortamın oluşmaya başladığı bir dönemde 1918 şubat ve mart aylarında İranda Yaşayan Ermeni ve Nasturiler Savuçubulak (Günümüzde Mahabat) havalisinde Rusların silahlarını ele geçirmişler (4) ve Urmiye (Urmu, Urmiya, Urumiye) ve Dilman havalisinde toplanmaya başlamışlardır. Van bölgesinden, Osmanlı kuvetlerinin önünden çekilen Ermeni ve Nasturiler ile söz konusu İran Ermeni ve Nasturileri Urmiye Gölü çevresinde birleşerek yerli Müslüman ahaliye ve Osmanlı kuvetlerine karşı mücadile hazırlırkları yapmışlardır. Bu durum üzerine Osmanlı kuvetleri de hem van bölgesinden Urmiyeye doğru hemde Erbilden ve Revandız bölgesinden Güney Azerbaycan ve Kafkasyaya Doğru harekete geçemişlerdir. Bölgede bulunan Osmanlı subaylarınc Rusların tahliyesi esasında Yaşayanlara dair gözlemler rapor olarak ilgili üst komutanlıklara sürekli bildirilmiştir. Aralık 1917 nin başından ocak 1918 ortasında kader sene ve Hamedan bulunan istihbarat zabiti mülazım ı Evvel sadık Efendinin gözlemlerine ve duyumlarına dayanarak hazırladığı ve Musul vasıtasıyla 11 ocak 1918 tarihinde birinci şube Müdüriyetine gönderdilen rapora göre (5) Ruslar 12 aralık 1917 tarihinden itibaren (bölgeden) çekilmeye başlamış 26 aralık 1917 tarihine kader heçbir nefer kalmamıştır.
1.Rusların çekilmesinden Sonra Bölge Ernmeni ve Nasturi Faaliyyetleri
Osmanlı Devleti, Urmiye bölgesinde yoğunlaşan Ermeni ve Nasturilerin(İngilizce: Assyrian) faaliyetlerini yakından takip etmiş ve bunlara karşı yapılacak her türlü girişim idaha çok Vl Ordu Kumundanı Halil Paşa üstlenmiştir. Halil Paşa, Musuldan 22 ocak 1918 tarihinde Revandız Grubu Kumandalığına gönderdiği telgrafta (6); çeşitli istihbarat kaynaklarından sakız ve Savuçbulakın Tahliye edildiğinin anlaşıldığı ve Urumiyenin de tahliye edilmiş olabileceğini ifade etmiş ve bu haberlerin bölgeye Gönderilecek istihbaratçılarca teyit edilmesini ve Ermeni Nasturilerin kuvet ve vaziyeti hakkında malumat istihsaline ehemmiyet verilmesini rica etmiştir. 22 ocak 1918 tarihinde ikinci ordu kumandalığına gönderildiği, sakız ve Savuçbulakın boşaltıldığına dair gelişmeler hakkında bilgi verdiği şifre telgrafa (7), bölgedeki Ermeni ve Nasturilern faaliyetine dair şi bilgileri ifade etmektedir; (15 Aralık 1917 tarihinde ittifak develtleriyle Rusya arasında imzalanan) Mütarekenamenin madde-i mahsusasına tevfiken erzak tedarik etmek üzüer, Şemdinan Civarinda hatt-ı fasıl geçen köylülerimi Ruslar tarafindan Hüsn-i görmüş iseler de müsellahen dolaşan Ermeni ve Nasturiler tarafindan katledilmişlerdir. Kendisini kurtarabilenlerin ifadelerine göre Orumiyeh Cenubi havalisinde iki bin kader Ermeni ve Nasturi vardır. Birinci kafkas Rus Kazak Ordusu kumandanı Nezdine bu muamele protesto edilmiştir. Henüz cevap alınmadı. Halil Paşa, Başkumandalık Vekaletine gönderdiği 5 Şubat 1918 tarihli şifre telgrafta (8) Urmiyanin Ruslarca Tahliye edildiğine dair gelen haberler rağmen Urmiye yakınlarındaki Ermeni ve Nasturilern kuvetlerini attırmaya çalıştığını, Şehrin ele geçirilmesi için yapılacak bir harkete herhangi bir kötü durumda meydana vermek ve Urmiyeye Daha güçlü müfreze ile girmek için işqalin müddeti ertelenmesi rica etmiş veyahut Van bölgesindeki lll. Ordu tarafindan harekete başlaması gerktiğini belirletmiştir. Ayrica Urmiye istikametinde daha kuvetli bulmak için kuar ve Kuzeyindeki Aşirden istifade etmeyi düşündüğünü, mevsimin aşairin harketine ve işaresine müsait olmadığını, daha fazla kuvvet ayrılması konusunun Sincar (Sencer)(9) Operasuonunu neticelenmesine bağlı olduğunu ilave etmiştir.
İngiltere, Rusların İrandan çekilmesiyle, iran, Afganistan ve Hindistandaki Müslümanları kendilerine karşı savaşın başından beri ayaklandırmaya çalışan Osmanlı ve Almanya Devletleri için hem bu amaçlarını fiiliyata geçirebilecek, hem de kafkasyaya uzanarak Bakü Petrollarini elde edecek ve Rusya Müslümanlarına Ulaşabilecek Müsait bir zemin ortaya çıktığının farkındadır. Savunma Bakanı Churchil Bolşevik ihtilali sonrasi doğuda ortaya çıkan durumu ... Başlıca tehlike şarktadır. İranda ve Hint okyanusunda ingilterenin menfaatlerini korumak lazımdır (10) Şeklinde sözleriyle değerlendirmiştir. Bu gelişmeler üzerine ingiltere, Ruslardan boşalan bölgeye askar sevk etmeye karar vermiştir. Inglizlerin Güney irandaki Sınırlı saydakı askerleri dışında kuzey gönderilecek yeterli olmadığından ve en yakın ingliz birliklerinin bulunduğu Bağdatın Güney Azerbaycan a Uzak olması sebebiyle ilk aşamada muhtemel bir Türk Taarruzunu önlemek veya Türkleri durdurmak amacıyla o yöredeki şbirliği içinde olduğu Ermeni, Nasturiler ve paralı asker olarak Rus ordusundan kaçan subay ve askerleri örgütlemek, talim ve terbiye etmek için bir askeri heyetin gönderilmesine kara verilmiştir ve bu heyetin başında genel Dunstrevil getirilmiştir (11) Urmiya Havalisindeki Ermeni ve Nasturileri örgütleme konusunda Amerika ve ingiliz konsolosları faaliyetlerini sürdürerken (12) iki üst düzey komutan ve 12 subaydan oluşan ve hedefi hazar Denizinde bir liman kenti olan Enzeliye ulaşmak olan bir başka Grup da Bağdattan irana getirmek üzere otomobille yola çıkmıştır.
Iranın Osmanlı sefiri olan ihtişam üs saltanın ifadelerine göre (13) ingilizler, iran da bulunan Rus askerleri kumandası general Baratofdan Rus askerlerinin daha önce işqal ettiği arazinin ingilizler tarafindan işqal edilinceye kader Rus askerlerini iran dan çekilmeleri için yarım etmesini istemişlerdir. Bu konuya dair ikdam Gazetesinde yayınlanan bir habere Göre (14) Baratot, Rus ihtilalinden sonra Urmiye de kalmış, subaylarının ve askerlerinin iaşesini sağlamaktan aciz ve Bolşeviklerden korktuğu için maiyeti ile birlikte birliklerine katılmıştır. Baratofun Mahiyetindeki subaylar, Ermeni ve Nasturilerin talim ve Terbiyesi il meşqul olmaktadırlar.
Rusyanın iranı tahliye etmesi uzun süredir hem Osmanlı topraklarında hem de iran içinde müttefiki olan ve Müstekil devlet olma emelleri taşıyan Ermeniler ve Nasturiler için hayal kırıklığına neden olmuştur. Ancak kısa süre içinde Rusyanın ingiltere doldurmuştur. Vl ordu kumandanı Halil Paşa, Vl Fırka kumandanlığına 1304.1918 tarihinde gönderdiği telgrafa(15) ; Osmanlı ordusu tarafından şimdiye kader Ermeniler karşı yapılan harekattan elde edilen tecrübeye gör eErmenilerin Rusların çekilmesi sonrasında takıncağı tutuma dair görüşlerini ve sonra için takip edilmesi gereken siyaseti de açıklamıştır. Buna göre Ermenilerin Ruslardan bekledikleri yardımın ve desteğin engellenmesiyle morallari tamamen çökecektir. Ermenilerin şu anda yaptıkları yıkım ve karşı koymaktan ibarettir ve küçük kuvvetle bunlara karşı başarı kazanmak mümkündür.
Söz konusu telgrafta ifade edildiğine göre; Ermeniler irandaki ingiliz, Fransız ve Amerikalılar tarafından himaye olacaklarını Ümit etmekdedir ve onlara iltihal etme fırsetını beklemektedirler.
2.Türk kuvvetlerinin Urmiye ve havalisine Dair Askeri Harekatı
Rusların tahliyesi sonrasında Ermeni ve Nasturi çetelerinin faaliyetlerinin yoğunlaştığı bölge daha çok Urumiye ve çevresi olmuştur. VI ordu kumandanı Halil Paşa 13.2.1918 tarihinde Revanduz Grubu kumandalıına gönderdiği altı maddelik telgrafta (16) ,Rusların Üşünü, Pave, Savuçbulak mıntıkasını tahliye etmeleri üzerine Urmiye havalisinde Ermenilerin teşkilat yaptıklarına dair haber aldığını belirterek; gerek Rusların iranı tahliyesini nizami olarak anlamak ve gerekse iran dahilinde yapılan Ermeni teşkilati ve ingiliz teşebbüsatı, iranın hududumuzda mücavir mıntıkasındaki ahval ve erzak tedariki imkanı hakkında doğru malumat almak için Revandız Grubu Pave, Üşnü, Mergever, istikametlerine kuvvetli zabit keşfi kolları sürecektir. Emrini vermiştir. Bu keşif seferleri sırasında Ruslarla karşılaşmış durumunda kaşıf kol kumandanlarının yanlarında bulunduracakları beyaz bayrağı göstererek, genel vaziyeti gözlemlemek amacıyla memur edildiklerini söylemelerini, geri dönüşte Ermeni çetelerini pusu kurma ihtimalinin göz ardı edilmemesini (17) Miyandoab, Urmiye hattına kader ayrıca casuslar gönderilerek Ermeni teşkilatı, ordu kıtaatı hakkında bilgi elde edilmesini istemiştir. Halil Paşa, musuldan, VI. Fırka kumandalığına 12.3.1918 tarihinde gönderdiği telgrafta (18) ; Urumiye bölgesindeki Ermenilerin faaliyyetleri hakkında Ermenilerin tahti-ı işgali olmak üzere Orumiyeh cenubuna tecavüz etmelerine ehemiyet etmem. Yalnız ahaliye tehdid ve yağma için müteferrik çetelerin sarkıntıları ishtimal dahilindedir. Şeklindeki bir değerlendirme yaparak, alınacak tedbirle ilgili olarak ta buna ise bizim Üşnüyü işgal ederek ahaliyi himaye ve atlılardan istifade ederek bir veziyet almakla mani olabileriz. Demiştir. Üşnü bölgesinde Ermeni ve Nasturiler, Müslüman ahalinin evlerini yakmış ve Müslüman ahaliyi de katletmişler hatta karapapaklar gibi bölgede meskun bazı Müslüman Türkleri de kendileri ile birlikte harekete zorlamışlardır (19) Halil Paşa III. Ordu kumandalığına 26.3.1918 tarihinde gönderilen ve III. Ordu kumandalığından yazılan bir telgraf cevap olması muhtemel olduğu bildirilen başkumandalık vakalet-i celilesinden gelen 24.03.1918 tarih ve 4242 numaralı emri içeren telgrafta (20); Osmanlı devleti, özellikle Urumiye Gölü çevresindeki Ermenilerin faaliyetlerini engellemek için Azerbaycan da yerleşik Müslüman ahaliden oluşacak kuvvetlerle VI. Ve III orduların müştereken yürüteceği kars- Erivan istikametinde bir hareket başlatmayı kararlamıştır. VI. Ordu kumandanı Halil Paşa, III ordu kumandanlığına yapılacak müşterek hareket öncesinde Ermenilerin iran dahilindeki durumlarına dair verdiği bilgiler öğrenildiğine göre; iran veliahdi kumandasında Tebriz den hareket eden bir kısım iran kuvveti ile Ermenile rarasında Hoy da Çarpışma olmuş ve Ermeniler yenilerek kaçmaları üzerine bölgedeki Ermeni köyleri veliaht tarafından işgal edilmiştir. Urmiye nin ahvaline dayir VI.fırka kumandanı hayriden VI. Ordu kumandanlığına gelen 27.03.1918 tarihli ve iki ay önce Revandizden Urumiye”ye gönderilen ve yeni dönen iki Casusun ifadelerini içeren telgrafa göre (21); Urmiye de ahalinin elindeki silahlar Ermeniler tarafinden toplanmış ve bazı ahali silahlarını yerler gömmüştür. Urmiya de bir amerikan konsolosu ve bir de Fransız konsolos vekili mevcut olup, fransız konsolosunun Ermenilerin işine müdahale etmediği ve Amerika konsolosunun öteden beri Urmiyede ikamet eden zengin bir doktur olup ahaliden fakirler yardım etmiştir. Urmiyenin kuzeyinde haritada Üssi Peyan şerefhane olarak geçen mevkide Ruslar tarafından bırakılmış külli silah ve cephane olduğu ve Urumiyeden Marşımun (22) komutasında 1.000 Ermeni bölgeye hareket ettiyse de iran valisinin 1500 süvariden oluşan birlikleri karşısında mağlup olmuş ve Dilman istikametinde çekilmekte iken iki aşıretin saldırısına uğrayarak 500 ölü ve hayli miktarda da esir vermiştir. Halen Urmiyede ve Dilmanda 2.000 kader Ermeni mevcuttur ve Binların fransız ve rus tüfeği ile top ve iki makineli tüfenkleri vardır. (23)
Başkumandalık vekalet-i celilesinin emri il III ordu tarafindan van istikametine gönderilen III orduya bağlı ve başında Ali ihsan (Sabis) in bulunduğu IV kolordu Vanı ele geçrimiş ve (24) Saray ve başkale istikametinde Ermenileri takip etmektedir.(25). VI ordunun Urumiye istikametinde hareket etmek üzere tahsis edilen müfrezenin bir taburu da 5.4.1918 Rayatdan Hududu geçmiş olub Üşnü istikametinde, diğer üç taburu da Erbil ile Revandız arasında yürüştedir. Müfreze Üşnü de toplandıktan sonra Urmiye nin işgali için ilerleyecektir.(26) Halil Paşa XIII kolordu kumandalığı ve VI fırka kumandalığına gönderdiği telgrafta (27) vanın ele geçerilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek Van bölgesinden çekilen ermenilerin Urmiye civarindaki ermenilerle birleşemsi durumunda onları takipte olan VI kolordunun mühimmat açısından sıkıntıya düşebileceği ve bu sebeple VI fırkanın acilen Urmiyeyi işgal etmesini istemiştir. Bunun üzerine VI fırka kumandanı Hayri Halil Paşadan Urumiye deki ermenilerin şehri savunmak için yığınak yaptıklarına dair haberler aldığını bu bakımdan savuçbulaka bir bölük gönderilmesini talep etmiştir. Halil Paşa dan Urmiye ye deir III ordu ve bu orduya bağlı IV kolordu kumandalıklarına Urumiye bölgesindeki ermenilerin durumu hakkında 13.04.1918 tarihinde gönderdiği telgrafta (28), Orumiyeh de ingiliz ve fransız subayları kumandasında 3,4 bin ermeni ile 2 seri atışlı, ikisi adi olmak üzere 4 top, birkaç makineli tüfenk bulunduğu, ermenilerin ileri müfrezelerinin Urmiyenin 20-30 km Güneynindeki Han, Hazmlar Maşan, Sevlatide bulunduğunu ifade etmiştir. Ermeniler, ingilizler ordusuna iltihak etmelerine müsaade olunması için iran hükümetine başvurmuş fakat iran hükümetince silahları terk ettikten sonra buna müsaade edileceği cevabı verilmiştir. Bu dönemde Urmiya bölgesindeki ermenilerin Güney de Musul bölgesinde ingiliz kuvvetleriyle çarpışan Osmanlı kuvvetlerine saldıracağı yönünde istihbaratlar gelmeye başlamış ve bunun üzerine Urumiye – Dilman bölgesini ele geçirme görevi IV. Kolorduya verilmiştir. Kolordu 10 Mayıs 1918 de Üşnü den Urmiyeye doöru hareket etmiştir(29). Enver Paşa VI ordu kumandalığına 11.05.1918 tarihinde gönderdiği bir telgrafta;(30) ermenilerin Musul bölgesine saldıracakları yönündeki istihbarattan bahisle IV. Kolordunun Urmiye Üzerinde hareket ini emir ettiğini ve aynı zamanda bir fırkanın da Erivan-Culfa Üzerine yürümesini ve kafkas Hükümetinden izin beklemeksizin Tebriz hattının işgal edilmesini özleille rica etmiştir. Viordu tarafından Rayat ve Üşnü istikametinde Urmiyeye doğru askeri harekete hazırlanırken Nasturi Patriği Marşimun, VI Tümen komutnlığına bir mektub göndererek Osmanlı devletine bağlılıktan bahsetmiş ve Ruslar tarafından kandırıldıklarını ve kürtlere karşı kendilerini savunmak zorunda kaldıklarını söyleyerek aman adilmiş fakat kısa süre sonra Osmanlı kuvvetlerine yeniden saldırmıştır.(31) IV kolordu 12 Haziran da Dilmanı ele geçirmiştir. Dilmanın ve Selams Ovasının Osmanlı kuvvetlerinin eline geçmesi üzerine kafkas cephesinden gelen Andranik, idaresindeki Ermeni kuvvetleri Culfa dan Aras Nehrini geçerek Hoy Üzerinden Güneye doğru ilerlemeye başlamıştır. Ermenileri amaci Tebriz bölgesine kader ilerleyen ingiliz kuvvetleriyle birleşerek Osmanlı kuvvetlerini mağlup etmek ve Kafkas cephesine geri dönmektir. Fakat Osmanlı kuvvetleri ermenilerin ingilizlerle birleşmesine izin vermeden mağlup ederek Aras nehrinin kuzeyine doğru çekilmek zorunda bırkamıştır(32) 22 Ağustos 1918 tarihinde sene Şehbenderliğinden başkumandalık Vekaletine gelen bir telgrafta (33); ingilizlerin kirmanşahtaki kuvvetlerini seneye getirdiği ve ingilizlerin Savuçbulak ve daha doğru harekete geçmek üzere oldukları istihabaratı verilmiştir. Bir müddet sonra ingilizleri Reşt- Urmiye hattına kader Ulaşmışlar ve Tebriz e 10 km mesafede Bazmiç Köyüne kader yaklaşmışlardır(34). Başkumandan Vekili Enver Paşa, 06.05.1918 tarihinde Kafkas cephesinde bulunan Üçüncü ordu kumandalığına gönderdiği telgrafta Günye Azerbaycan ve Tebrizdeki ermeniler ve ingilizlerin o havalide yaptıkları taşkınlıklara dikkat çekmiş ve mümkün olduğu kader süratle Tebrize kuvvetli bir kıtaat gönderilmesini ve bunun için kafkasdan Tebrize kader gelen tren yolunun ele geçirmesini istemiştir.(35) Pave de bulunan 46 istihbarat zabitlerinden 03.06.1918 tarihinde VI ordu kumandalığına gelen telgrafa gör (36) ; Osmanlı devleti birliklerinin Tebrize doğru yönlenmesi üzerine ingiliz ve fransız konsolosları şehri terk etmiş ve Tebrizdeki ermeniler de firar etmeye başlamıştır. Osmanlı kuvvetleri kıs sürede, Tebriz-i ingilizlerden önce ele geçirmiş daha sonra Meyane, Değmetaş, Karaçam, Türmençayı(37) mevkilerinde ingilizleri şiddetli muharebeler sonucunda günydoğuya çekilmeğe mecbur etmiştir.
Ingilizler, Rusların irandan çekilmelei sonrası bir tarftan Urumiye Bölgesindeki Ermeniler ve Nasturiler birleşerek Osmanlı Devletinin önünü kesmeyi hedefleyerek diğer taraftan Tahran-Kazvin yoluyla Reşt Vilayetini ordan da Hazar Denizi sahilinde bulunan liman kenti Enzeliye ele geçirerek deniz yoluyla Bakü ye ulaşmayı v dönemde şehri ellerinde bulunduran ermenilerle birleşerek şehri işgal etmeyi planlamışlardır. Ancak Reşt ileri gelenlerinden Mirza küçük han ile Gilanli Aka Ahmet Hanın önderliğini yaptığı, söz sahipleri arasında aka Seyid Abdülvahap,Aka Seyid Mahmut, Aka Hacı şeyh Muhemmed Hasan, Aka şeyh ali, Ak şeyh muhemmed hüseynin bulunduğu ve Gilan da ortaya çıkan Bazı Türk subaylarının da olduğu bilinen ormanlarda yaşamaları sebebiyle bu isimle anılan Cengeliler (Ormncılar ve ya Orman kardeşleri) hareketi bölgedek iermeniler ve ingilizlere karşı önemli mücadeleler vermiştir (38). Cengellilerin iran dahilinde Dağıttıkları beyannamelerde kendi amaclarına dair verdikleri bilgiye göre hedef; vatanlarinin hürriyet ve istiklalini fiilen geri almak ve iranlıların çevre Müslüman komşularıyla iyi geçinmesine engel olan ingilizlere karşı muharibe etmekten ibarettir(39). Osmanlı Devleti, iranda ki meşrutiyet haraketleri zamanında ğn plana çıkmaya başlayan Mirza küçük hanı (40) Rus faaliyetlerine karşı henüz savaşın başından itibaren desteklemiş, rusların çekilemsi sonrasında da özellikle VI ordu kumandalığı vasıtasıyla silah ve değerli hediyeler göndermiştir. Kuvvetleri hakkında kesin bilgi bulunmayan Mirza küçük han önderliğindeki Ormancılar, ingilizlerin Reştden kafkasyaya geçmesi için önemli olan Müncil körpüsünün müdafaasında başarılı olmuş (41) ve Reştteki ingiliz bankasına el koyarak Reşt konsolosu MC Loren ve Yüzbaşı Növili Tutklamıştır (42).
Sonuç
Bolşevikler ihtilali sonrasında irandan rusların çekilmesi özellikle işgal altında olan ve Osmanlı devleti ile rusların her türlü mücadilesine sahne olan iran için rus, ingiliz, Ermeni ve Nasturiler tehlikesini daha da arttırmıştır. Çarlığın yıkılmasiyla birliği bozulan rus askerleri iranı tahliyeleri sırasında geçtikleri bölgelri yağmalamış ve evleri ateşe vermişlerdir. Savaşın başından itibaren rus ordusu içinde ye ralan veya rus orsusunun Anadolu içlerinden ricatleri sırasında onlarla beraber geri çekilib Urumiye bölgesine gelen bölgedeki soydaşlarıyla birleşen ermeni ve Nasturiler, rus ordusundak isilahları ele geçirerek Güney Azerbaycandaki Türklere saldırmışlar ve pek çok katliam yapmışlardır. Ingiltere ise hem kendisi için çok önemli bir sömürge olan Hindistanın günvenliği hemde Bakü petrollarinin ittifak güçlerinin eline geçirmesini önlemek amacıyla rusların çekildiği bölgeye asker sevk etmeye başlamıştır. Ingiltere, Türklerin rusların çekildiği boşalttığı bölge kendilerinden önce ele geçirmesini engellemek için Amerikan,fransiz konsoloslarının da yarıdımıyla Ermeni ve Nasturiler desteklemiştir. Hatta ermeni ve nasturi çetelerini eğilmek için bartof gibi rus ordusu bakiyesi komutanları para karşılığında istihdam etmiştir. Ermeni ve nasturilerin (İngilizce: Assyrian) özellikle Urmiye bölgesindeki Türk ahaliyi katletmeleri üzerine VI ordusu ve III orduya bağlı birlikler Urumiye ye doğru kuzeyden ve Güneyden harekete geçerek bu bölgedeki ermeni ve Nasturiler mağlup etmiş ve Hoy istikametinde ileri hareket sürdürülerek Tebriz ele geçirilmişler. Ingiliz kuvvetlerinin Baküye denizden ulaşabilmek için Hazer Denizi kıyısında bulunan liman şehri Enzeliye yaptıkları taaruz Gilan bölgesinde bulunan ve Orman kardeşleri olarak bilinen,liderliğini Mirza küçün hanın yaptığı silahlı birlikler tarafından uzun süre başarıyla engellenmiştir. 30 Ekim 1918de Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasve savaşın sona ermesiyle mütarekenin ilgili maddesi gereğince Osmanl kuvvetleri 1918 sınırının ötesinde olduğu tek bğlge olan Kuzey iranı böşaltmak durumunda kalmıştır.
Kaynaklar
Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlıöı Arşivi (ATASE), klasör. 484, Dosya.1986,Fihrist.001-11
K.4334,D.573A,F237-024
K.3632,D.136 F.003
K.3632,D.136F.003-01
K.3632-D.136-F.004
K.1848D.99.F.001-68
K.1848 D.99.F.001-68
K.3632-D.136-F.029-04
K.3632-D.136-F.006
K.3632-D.136-F.006a
k.3632-D.136-F.009
K.3632-D.136-F.042
K.3632-D.136-F.012
K.3632-D.136-F.013
k.3632-D.136-F.013a
K.3632-D.136-F.021
K.3632-D.136-F.021-02
K.3632-D.136-F.021
K.3632-D.136-F.021-02
K.3632-D.136-F.028-04
K.2922-D.512-F.017-04
K.378,D.1505,F.30
K.2922,D.512,F.017
K.400,D.1575,F.003-10
Ikdam,29 temmuz 1334
Ikdan, 10 Eylül 1334
Tanin, 13 Eylül 1334
Sebil-ül Reşid, 5 Eylül 1334
Birinci dünya harbidne Türk irak-iran cephesi 1914-1918 Genel kurmay tarihi stratejik etüt başkanlığı yayınları, C,3,2,Ankara 2002
Balga Rafael: iran halkları el kitabi, yayın evi v eyeri yok,1997
Qasımov Musa, Birinci dünya Muharibesi illeri Büyük devletler Azerbaycan siyasei 1914-1918 yıllar, Adiloğlu neşriyat, Bakü 2001
Sarısaman sadık, iranli bir Türk lider mirza küçük han Türk dünyası tarih dergisi mayıs 1998
Sykes percy, iran Türkçesi harb-i umumide iran, erken-i harbiye umumiye istihbarat dairesi naşriyatı, istanbul 1341
Yüceer Nasır, birinc idünya savaşında Osmanlı ordusunun Azerbaycvan ve Dağıstan hareketi, Azerbaycan ve Dağıstanın bağımsızlığını kazanması 1918, Genel kurmay başkalnlığı yayınları, Genel kurmay basım, Evi, Anakra 2002
Etek Yazılar
1- Nâsır Yücer, birinci dünya savaşında Osmanlı Ordusunun Azerbaycan ve Dağıstan Harekâtı, Azerbaycan ve Dağıstanın Bağımsızlığının kazanması 1918, genel Kurmay askeri tarih ve Etüt başkanlığı Yayınları, genelkurmay basın evi,Ankara 2002,s.15
2- Genelkurmay askeri tarih ve stratejik etüt başkanlığı arşivi (ATASE),klasör.484,dosya.1896,fihrist.001-11. Ayrıca ikdam,29 temmuz 1334,bundan sonra arşiv isimi zikredilmeycek.k.klasör, D.Dosya, F. Fihrist anlamında kullanacaktır.
3- Percy Sykes, iran tarihçesi harb-i Umumide iran-Erkan-ı harbiye – i Umumiye istihbarat dairesi neşriyatı, istanbul 1341.s.63.(bu kitab Percy Sykesin iran tarihçesi adlı inglizce kitabindan birinci dünya savaşı ile ilgili kısmından Türkiye Cumhuriyeti Genel Kurmay Başkanlığı istihbarat Dairesinde Yüz Başı Cemal tarfından terccüme edilmiş ve Osmanlıca olarak basılmış bölümdür.)
4- K.4337, D573A,F237-024
5- K,3663, D129-276, F 006-01
6- K.3635, D136, F 003
7- K 3632, D 136 , F 004ğ
8- K 3632, D136 , F004
9- Sincarlar; yezididirler ve Yezidiler genellikle Lübnan ve Musul civarinda yaşamışlardır ve şeytana taptıkları bilinmektedir. VI Ordu kumandanı Halil Paşa 5 şubat 1918 tarihinde Başkumandalık Vekaletine Gönderdiği Urmiyenin ele geçirmesi il belgede Urmiyanin işğalı için kuvvetleri sencer operasyonundan sonra bu harekete katılan askerlerin bölgeye sevk edilmesi suretiyle karşılanacağını bildirerek Sencearlar ile ilgili bilgilere yer vermiştir; Sencar hareketine başlamak Üzereyeyim. Alınan haberlerden ingilizlerin çöl tarikiyle Sencarlılara silah kaçırıldığı bildiriyor. Ihtimal ki Sencar da ümidden fazla bir mukavemete maruz kalabiliriz. Ordunun gerisinde büyük bir çıban teşekkül eden bu eşkıya yuvasını tamamiyle temizlemek için tahsis ettiğim müfrezeden fazla olarak elyevm en yakın Erbilde bulunan Kuvvetten istifade etmek icab edebilir. Belge için BKZ, K3632- D136, F004a
10- Musa Qasımov, birinci dünya muharibesi illerinde büyük devlrterin Azerbaycan siyaseti 1914-1918 YıllarŞ, Adilaoğlu Neşriyat, Bakü 2001, s9
11- Percy Sykes, a,g,e.s60
12- Ikdam, 10 Eylül 1334
13- K.1848 , D99, F001-68
14- Ikdam, 10 Eylül 1334
15- K.3632- D.136-F.029-04
16- K.3632- D.136.F.006
17- K.3632-D.136-F.006a
18- K.3632-D.136-F.009
19- K.3632-D.136-F.042
20- K.3632-D.136-F012
21- K.3632-D.136-F013
22- Hirisityan Nasturiler çetelerinin önderidir
23- K.3632-D.136-F013a
24- K.3632-D.136-F021
25- K.3632-D.136-F021-02
26- K.3632-D.136-F.021
27- K.3632-D.136-F.021-02
28- K.3632-D.136-F.028-04
29- Birinci dünya harbinde Türk harbi irak-iran cephesi 1914-1918,genel kurmy tarihi ve Stratejik etüt başkanlığı yayınları, C.3.2. kısım, Ankara 220,s,548
30- K.2922 - D512 – F.017-04
31- Birinci dünya haribinde Türk harbi irak-iran cephesi 1914-1918,s.546
32- Tanin, 13 Eylül 1334
33- K.378,D.1505,F30
34- Tanin,13 Eylül 1334
35- K.2922, D.512,F.017
36- K.400,D.1575,F.003-10
37- Taninm, 11 eylül 1334
38- Sebil-ül Reşid, 5 eylül 1334
39- Sebil-ül Reşid, 5 eylül 1334
40- Ülkesinin rus ve ingiliz işgalinden kurtarması için mücadele eden bir vatanseve rolam Mirze küçük han hakkında Türkieyde sadık sarısamanın Türk Dünyası tarihi dergisinin mayıs 1998 tarihli sayısında yayılan ve iranli bir Türk lider mirza küçük han adını taşıyan makalesi dışında arşiv belgelerine dayalı ciddi bir inceleme bulunmamaktadır. Söz konusu makalede mirza küçün hanın iranlı bir Türk lider olduğu makalenin başlığında vurqulanmakradır. Ancan iranın etnik yapısında dair çalışmaları olan Rafael balganın iran halkları el kitabi adlı eserine göre mirza küçük han Gilan eyaletinde yaşayan ve kendilerine Gilek denilen Etnik topluluktandır ve hetta mirza küçün han, Gileklerini milli kahramanıdır. Bkz.Rafael balga, iran halkları el kitabi,s.147
41- Sarısaman sadfık,A.g.m.s.21
42- Sarısaman sadfık,A.g.m.s.22
Barış Metin
Özet
Ekim 1917 Bolşevik ihtilali Sonrasında Rusya Savaş Dışı Kalmıştır. Bu durum birinci Dünya Savaşında Rusya, ingiltere, Osmanlı Devleti ve almanya arasında fiili Savaş da Dâhil Türlü Mücadileler sahne olan iran Topraklarında Türk ve Alman Güçleri için avantaj Sağlamıştır. Söz konusu süreçte Türk kuvetleri, iran içlerinden Kafkaslara yönelmeye başlarken, ingiltere de iran da Rusyanın Boşalttığı bölgeleri ele geçirmeye çalışmıştır. Ingliltere, Türk kuvetlerinden önce iranın Kuzeyini işgal etmek istemesine rağmen bu iş için askeri gücünün yetersiz olması nedeniyle Urmiye ve havalisinde toplanmaya başlayan Ermeni ve Nasturilere destek vermiştir. Ermeni ve Nasturile de bu bölgedeki Türk kuvetlerine ve Sivil Müslüman Ahaliye Saldırmışlar ve pek çoğu katlermişlerdir.
The Activitis of Armenians and Nestorians in Urmia Region
Abstract
After Bloshevik Mutiny in october, 1971 Russia became hors de combat. The situation proactive war among for Turkish and German troops on Iran land witnessed various struggles including the period, Turkish troops stated to go towards Caucasia through Iran while tried to take over the areas that Russia evacuated in Iran. Though England wanted to occupy North of Iran before Turkish troops, is supported Armenians and Nestorians, began to gather Urmia (Urmiye) and is neighbourhood. Armenians and Nestorians attacked Turkish troops and Civil Muslims in these areas and Slaughtered many of them.
Giriş
Rusya da Ekim 1917 bolşevik ihtilalinin gerçekleşmesi, Dünya Savaşının seyrini önemli ölçüde değiştirmiş, bu durumda hazırlıksız yakalanan itilâf ve ittifak devletlerinin savaşın gidişatına dair yeni politikalar belirlemesini zaruri hale getirmiş ve özellikle ittifak develetleri için avantaj sağlayacak önemli gelişmeleri de ortaya çıkarmıştır. Bolşevikler, çarlık sonrası işbaşında olan keranski hükümetini Düşürdükten sonra ittifak Devletleriyle savaşa devam etmeme kararı almış ve ateşkes antlaşması talep etmişlerdir. Bu istek sonucu 15 aralık 1917 tarihinde mütareke imzalanmış ve tüm Rus cephelerindeki çatışmalar durmuştur. 22 aralık 1918 tarihinde Berst-Litovski şehrinde Almanya, Avusturya, Macaristan, Osmanlı Devleti, Bulgaristan ve Bolşevikler arasında barış görüşleri başlamış ve 3 mart 1918 de tarihinte görüşmelerin yapıldığı şehrin adıla anılan antlaşma imzalanmıştır(1). Brest-Litovsk Antlaşmasında iran in tarafsızlık siyasetine riayet edilmesi ve toprak bütünlüğünün korunması (bunu için İngiltere il Rusya Arasında 1907 yılında yapılan ve iran I üç bölgeye parçalayan antlaşmanın iptali) konusu da ele alınmış ve Güney Azerbaycan daki Rus ve Türk Askerlerinin geri çekilmesi konusunda Kabul edilmiştir. Söz konusu gelişme bölgede Rusya ile fiili mücadele halinde olan Somanlı Devleti ve Almanya için avantajlı bir durum ortaya çıkarmış, Osmanlı Devletinin doğru sınırlarının güvenlığı açısından büyük bir tahlike ortadan kalktığı gibi öteden beri Rus ve ingliz tahakkümü altında islam Coğrafyalarında yürütülen ittihatı islam politikasına bağlı olarak iran üzerine nüfuzunun artmasını sağlamıştır. Brest-Litovsk Antlaşmasında İran tahlikesine dair alınan karardan memnun olan Şah Osmanlı Devletinin izhar eylediği hissiyatı dostaeden duyduğu memnuniyeti bizaat Osmanlə Dışişlerine Gönderdiği telgrafla bildirmiştir (2). Ruslarin Iran dan Çekilmeye başlamaları Ekim 1917 bolşevik ihtilali ve ülke kargaşalıkların Başladığı döneme rastlamaktadır. Bu esnada Güney Azerbaycan da ve Rus askerlerinin bulunduğu İran topraklarindaki şehirlerde, Kasabalarda köylerde otorite boşluğunun ortaya çıkması ve asayişin bozulması, İran hükümetinin otorite kurucak jandarma ve polis gücünden yoksun olması sebebile bir kargaşa ortamı olmuştur. Bu durmda düzeni ve birliği bozulan hatta iaşesini daha temin edemeyen Rus askerleri yağmaya başlamıştır. Güney İran da ingiltere tarafından kurulan Cenubi İran Nişancılarının (Güney İran polis Kuvetleri) kumundanı olan Percy Sykes, Rus ricalini o sırada Tebrizde bulunan bir dosundan aldığı mektuba dayanarak şöyle ifade etmektedir; Rus askerleri burada binlerce miktarda olmak üzere dolaşıyorlar, tüfeklerini, cephanelerini, eşyalarını ve atlarını ve para edecek bütün teçhizatlarını satmaktadılar. Atlar birkaç şiline gidiyor. Faket yem fiyatı o derece fahiş dereceye çıkmıştır ki atlar ancak hediye gibi verilecek kıymettedir. Filhakika garbi ve şimali İran hükümeti zaafından dolayı Rusların bu vaziyetinden çok zarar görmüşlerdir(3).
Ruslarım çekildiği ve İran topraklarında Türk Kuvetleri için daha uyqun bir ortamın oluşmaya başladığı bir dönemde 1918 şubat ve mart aylarında İranda Yaşayan Ermeni ve Nasturiler Savuçubulak (Günümüzde Mahabat) havalisinde Rusların silahlarını ele geçirmişler (4) ve Urmiye (Urmu, Urmiya, Urumiye) ve Dilman havalisinde toplanmaya başlamışlardır. Van bölgesinden, Osmanlı kuvetlerinin önünden çekilen Ermeni ve Nasturiler ile söz konusu İran Ermeni ve Nasturileri Urmiye Gölü çevresinde birleşerek yerli Müslüman ahaliye ve Osmanlı kuvetlerine karşı mücadile hazırlırkları yapmışlardır. Bu durum üzerine Osmanlı kuvetleri de hem van bölgesinden Urmiyeye doğru hemde Erbilden ve Revandız bölgesinden Güney Azerbaycan ve Kafkasyaya Doğru harekete geçemişlerdir. Bölgede bulunan Osmanlı subaylarınc Rusların tahliyesi esasında Yaşayanlara dair gözlemler rapor olarak ilgili üst komutanlıklara sürekli bildirilmiştir. Aralık 1917 nin başından ocak 1918 ortasında kader sene ve Hamedan bulunan istihbarat zabiti mülazım ı Evvel sadık Efendinin gözlemlerine ve duyumlarına dayanarak hazırladığı ve Musul vasıtasıyla 11 ocak 1918 tarihinde birinci şube Müdüriyetine gönderdilen rapora göre (5) Ruslar 12 aralık 1917 tarihinden itibaren (bölgeden) çekilmeye başlamış 26 aralık 1917 tarihine kader heçbir nefer kalmamıştır.
1.Rusların çekilmesinden Sonra Bölge Ernmeni ve Nasturi Faaliyyetleri
Osmanlı Devleti, Urmiye bölgesinde yoğunlaşan Ermeni ve Nasturilerin(İngilizce: Assyrian) faaliyetlerini yakından takip etmiş ve bunlara karşı yapılacak her türlü girişim idaha çok Vl Ordu Kumundanı Halil Paşa üstlenmiştir. Halil Paşa, Musuldan 22 ocak 1918 tarihinde Revandız Grubu Kumandalığına gönderdiği telgrafta (6); çeşitli istihbarat kaynaklarından sakız ve Savuçbulakın Tahliye edildiğinin anlaşıldığı ve Urumiyenin de tahliye edilmiş olabileceğini ifade etmiş ve bu haberlerin bölgeye Gönderilecek istihbaratçılarca teyit edilmesini ve Ermeni Nasturilerin kuvet ve vaziyeti hakkında malumat istihsaline ehemmiyet verilmesini rica etmiştir. 22 ocak 1918 tarihinde ikinci ordu kumandalığına gönderildiği, sakız ve Savuçbulakın boşaltıldığına dair gelişmeler hakkında bilgi verdiği şifre telgrafa (7), bölgedeki Ermeni ve Nasturilern faaliyetine dair şi bilgileri ifade etmektedir; (15 Aralık 1917 tarihinde ittifak develtleriyle Rusya arasında imzalanan) Mütarekenamenin madde-i mahsusasına tevfiken erzak tedarik etmek üzüer, Şemdinan Civarinda hatt-ı fasıl geçen köylülerimi Ruslar tarafindan Hüsn-i görmüş iseler de müsellahen dolaşan Ermeni ve Nasturiler tarafindan katledilmişlerdir. Kendisini kurtarabilenlerin ifadelerine göre Orumiyeh Cenubi havalisinde iki bin kader Ermeni ve Nasturi vardır. Birinci kafkas Rus Kazak Ordusu kumandanı Nezdine bu muamele protesto edilmiştir. Henüz cevap alınmadı. Halil Paşa, Başkumandalık Vekaletine gönderdiği 5 Şubat 1918 tarihli şifre telgrafta (8) Urmiyanin Ruslarca Tahliye edildiğine dair gelen haberler rağmen Urmiye yakınlarındaki Ermeni ve Nasturilern kuvetlerini attırmaya çalıştığını, Şehrin ele geçirilmesi için yapılacak bir harkete herhangi bir kötü durumda meydana vermek ve Urmiyeye Daha güçlü müfreze ile girmek için işqalin müddeti ertelenmesi rica etmiş veyahut Van bölgesindeki lll. Ordu tarafindan harekete başlaması gerktiğini belirletmiştir. Ayrica Urmiye istikametinde daha kuvetli bulmak için kuar ve Kuzeyindeki Aşirden istifade etmeyi düşündüğünü, mevsimin aşairin harketine ve işaresine müsait olmadığını, daha fazla kuvvet ayrılması konusunun Sincar (Sencer)(9) Operasuonunu neticelenmesine bağlı olduğunu ilave etmiştir.
İngiltere, Rusların İrandan çekilmesiyle, iran, Afganistan ve Hindistandaki Müslümanları kendilerine karşı savaşın başından beri ayaklandırmaya çalışan Osmanlı ve Almanya Devletleri için hem bu amaçlarını fiiliyata geçirebilecek, hem de kafkasyaya uzanarak Bakü Petrollarini elde edecek ve Rusya Müslümanlarına Ulaşabilecek Müsait bir zemin ortaya çıktığının farkındadır. Savunma Bakanı Churchil Bolşevik ihtilali sonrasi doğuda ortaya çıkan durumu ... Başlıca tehlike şarktadır. İranda ve Hint okyanusunda ingilterenin menfaatlerini korumak lazımdır (10) Şeklinde sözleriyle değerlendirmiştir. Bu gelişmeler üzerine ingiltere, Ruslardan boşalan bölgeye askar sevk etmeye karar vermiştir. Inglizlerin Güney irandaki Sınırlı saydakı askerleri dışında kuzey gönderilecek yeterli olmadığından ve en yakın ingliz birliklerinin bulunduğu Bağdatın Güney Azerbaycan a Uzak olması sebebiyle ilk aşamada muhtemel bir Türk Taarruzunu önlemek veya Türkleri durdurmak amacıyla o yöredeki şbirliği içinde olduğu Ermeni, Nasturiler ve paralı asker olarak Rus ordusundan kaçan subay ve askerleri örgütlemek, talim ve terbiye etmek için bir askeri heyetin gönderilmesine kara verilmiştir ve bu heyetin başında genel Dunstrevil getirilmiştir (11) Urmiya Havalisindeki Ermeni ve Nasturileri örgütleme konusunda Amerika ve ingiliz konsolosları faaliyetlerini sürdürerken (12) iki üst düzey komutan ve 12 subaydan oluşan ve hedefi hazar Denizinde bir liman kenti olan Enzeliye ulaşmak olan bir başka Grup da Bağdattan irana getirmek üzere otomobille yola çıkmıştır.
Iranın Osmanlı sefiri olan ihtişam üs saltanın ifadelerine göre (13) ingilizler, iran da bulunan Rus askerleri kumandası general Baratofdan Rus askerlerinin daha önce işqal ettiği arazinin ingilizler tarafindan işqal edilinceye kader Rus askerlerini iran dan çekilmeleri için yarım etmesini istemişlerdir. Bu konuya dair ikdam Gazetesinde yayınlanan bir habere Göre (14) Baratot, Rus ihtilalinden sonra Urmiye de kalmış, subaylarının ve askerlerinin iaşesini sağlamaktan aciz ve Bolşeviklerden korktuğu için maiyeti ile birlikte birliklerine katılmıştır. Baratofun Mahiyetindeki subaylar, Ermeni ve Nasturilerin talim ve Terbiyesi il meşqul olmaktadırlar.
Rusyanın iranı tahliye etmesi uzun süredir hem Osmanlı topraklarında hem de iran içinde müttefiki olan ve Müstekil devlet olma emelleri taşıyan Ermeniler ve Nasturiler için hayal kırıklığına neden olmuştur. Ancak kısa süre içinde Rusyanın ingiltere doldurmuştur. Vl ordu kumandanı Halil Paşa, Vl Fırka kumandanlığına 1304.1918 tarihinde gönderdiği telgrafa(15) ; Osmanlı ordusu tarafından şimdiye kader Ermeniler karşı yapılan harekattan elde edilen tecrübeye gör eErmenilerin Rusların çekilmesi sonrasında takıncağı tutuma dair görüşlerini ve sonra için takip edilmesi gereken siyaseti de açıklamıştır. Buna göre Ermenilerin Ruslardan bekledikleri yardımın ve desteğin engellenmesiyle morallari tamamen çökecektir. Ermenilerin şu anda yaptıkları yıkım ve karşı koymaktan ibarettir ve küçük kuvvetle bunlara karşı başarı kazanmak mümkündür.
Söz konusu telgrafta ifade edildiğine göre; Ermeniler irandaki ingiliz, Fransız ve Amerikalılar tarafından himaye olacaklarını Ümit etmekdedir ve onlara iltihal etme fırsetını beklemektedirler.
2.Türk kuvvetlerinin Urmiye ve havalisine Dair Askeri Harekatı
Rusların tahliyesi sonrasında Ermeni ve Nasturi çetelerinin faaliyetlerinin yoğunlaştığı bölge daha çok Urumiye ve çevresi olmuştur. VI ordu kumandanı Halil Paşa 13.2.1918 tarihinde Revanduz Grubu kumandalıına gönderdiği altı maddelik telgrafta (16) ,Rusların Üşünü, Pave, Savuçbulak mıntıkasını tahliye etmeleri üzerine Urmiye havalisinde Ermenilerin teşkilat yaptıklarına dair haber aldığını belirterek; gerek Rusların iranı tahliyesini nizami olarak anlamak ve gerekse iran dahilinde yapılan Ermeni teşkilati ve ingiliz teşebbüsatı, iranın hududumuzda mücavir mıntıkasındaki ahval ve erzak tedariki imkanı hakkında doğru malumat almak için Revandız Grubu Pave, Üşnü, Mergever, istikametlerine kuvvetli zabit keşfi kolları sürecektir. Emrini vermiştir. Bu keşif seferleri sırasında Ruslarla karşılaşmış durumunda kaşıf kol kumandanlarının yanlarında bulunduracakları beyaz bayrağı göstererek, genel vaziyeti gözlemlemek amacıyla memur edildiklerini söylemelerini, geri dönüşte Ermeni çetelerini pusu kurma ihtimalinin göz ardı edilmemesini (17) Miyandoab, Urmiye hattına kader ayrıca casuslar gönderilerek Ermeni teşkilatı, ordu kıtaatı hakkında bilgi elde edilmesini istemiştir. Halil Paşa, musuldan, VI. Fırka kumandalığına 12.3.1918 tarihinde gönderdiği telgrafta (18) ; Urumiye bölgesindeki Ermenilerin faaliyyetleri hakkında Ermenilerin tahti-ı işgali olmak üzere Orumiyeh cenubuna tecavüz etmelerine ehemiyet etmem. Yalnız ahaliye tehdid ve yağma için müteferrik çetelerin sarkıntıları ishtimal dahilindedir. Şeklindeki bir değerlendirme yaparak, alınacak tedbirle ilgili olarak ta buna ise bizim Üşnüyü işgal ederek ahaliyi himaye ve atlılardan istifade ederek bir veziyet almakla mani olabileriz. Demiştir. Üşnü bölgesinde Ermeni ve Nasturiler, Müslüman ahalinin evlerini yakmış ve Müslüman ahaliyi de katletmişler hatta karapapaklar gibi bölgede meskun bazı Müslüman Türkleri de kendileri ile birlikte harekete zorlamışlardır (19) Halil Paşa III. Ordu kumandalığına 26.3.1918 tarihinde gönderilen ve III. Ordu kumandalığından yazılan bir telgraf cevap olması muhtemel olduğu bildirilen başkumandalık vakalet-i celilesinden gelen 24.03.1918 tarih ve 4242 numaralı emri içeren telgrafta (20); Osmanlı devleti, özellikle Urumiye Gölü çevresindeki Ermenilerin faaliyetlerini engellemek için Azerbaycan da yerleşik Müslüman ahaliden oluşacak kuvvetlerle VI. Ve III orduların müştereken yürüteceği kars- Erivan istikametinde bir hareket başlatmayı kararlamıştır. VI. Ordu kumandanı Halil Paşa, III ordu kumandanlığına yapılacak müşterek hareket öncesinde Ermenilerin iran dahilindeki durumlarına dair verdiği bilgiler öğrenildiğine göre; iran veliahdi kumandasında Tebriz den hareket eden bir kısım iran kuvveti ile Ermenile rarasında Hoy da Çarpışma olmuş ve Ermeniler yenilerek kaçmaları üzerine bölgedeki Ermeni köyleri veliaht tarafından işgal edilmiştir. Urmiye nin ahvaline dayir VI.fırka kumandanı hayriden VI. Ordu kumandanlığına gelen 27.03.1918 tarihli ve iki ay önce Revandizden Urumiye”ye gönderilen ve yeni dönen iki Casusun ifadelerini içeren telgrafa göre (21); Urmiye de ahalinin elindeki silahlar Ermeniler tarafinden toplanmış ve bazı ahali silahlarını yerler gömmüştür. Urmiya de bir amerikan konsolosu ve bir de Fransız konsolos vekili mevcut olup, fransız konsolosunun Ermenilerin işine müdahale etmediği ve Amerika konsolosunun öteden beri Urmiyede ikamet eden zengin bir doktur olup ahaliden fakirler yardım etmiştir. Urmiyenin kuzeyinde haritada Üssi Peyan şerefhane olarak geçen mevkide Ruslar tarafından bırakılmış külli silah ve cephane olduğu ve Urumiyeden Marşımun (22) komutasında 1.000 Ermeni bölgeye hareket ettiyse de iran valisinin 1500 süvariden oluşan birlikleri karşısında mağlup olmuş ve Dilman istikametinde çekilmekte iken iki aşıretin saldırısına uğrayarak 500 ölü ve hayli miktarda da esir vermiştir. Halen Urmiyede ve Dilmanda 2.000 kader Ermeni mevcuttur ve Binların fransız ve rus tüfeği ile top ve iki makineli tüfenkleri vardır. (23)
Başkumandalık vekalet-i celilesinin emri il III ordu tarafindan van istikametine gönderilen III orduya bağlı ve başında Ali ihsan (Sabis) in bulunduğu IV kolordu Vanı ele geçrimiş ve (24) Saray ve başkale istikametinde Ermenileri takip etmektedir.(25). VI ordunun Urumiye istikametinde hareket etmek üzere tahsis edilen müfrezenin bir taburu da 5.4.1918 Rayatdan Hududu geçmiş olub Üşnü istikametinde, diğer üç taburu da Erbil ile Revandız arasında yürüştedir. Müfreze Üşnü de toplandıktan sonra Urmiye nin işgali için ilerleyecektir.(26) Halil Paşa XIII kolordu kumandalığı ve VI fırka kumandalığına gönderdiği telgrafta (27) vanın ele geçerilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek Van bölgesinden çekilen ermenilerin Urmiye civarindaki ermenilerle birleşemsi durumunda onları takipte olan VI kolordunun mühimmat açısından sıkıntıya düşebileceği ve bu sebeple VI fırkanın acilen Urmiyeyi işgal etmesini istemiştir. Bunun üzerine VI fırka kumandanı Hayri Halil Paşadan Urumiye deki ermenilerin şehri savunmak için yığınak yaptıklarına dair haberler aldığını bu bakımdan savuçbulaka bir bölük gönderilmesini talep etmiştir. Halil Paşa dan Urmiye ye deir III ordu ve bu orduya bağlı IV kolordu kumandalıklarına Urumiye bölgesindeki ermenilerin durumu hakkında 13.04.1918 tarihinde gönderdiği telgrafta (28), Orumiyeh de ingiliz ve fransız subayları kumandasında 3,4 bin ermeni ile 2 seri atışlı, ikisi adi olmak üzere 4 top, birkaç makineli tüfenk bulunduğu, ermenilerin ileri müfrezelerinin Urmiyenin 20-30 km Güneynindeki Han, Hazmlar Maşan, Sevlatide bulunduğunu ifade etmiştir. Ermeniler, ingilizler ordusuna iltihak etmelerine müsaade olunması için iran hükümetine başvurmuş fakat iran hükümetince silahları terk ettikten sonra buna müsaade edileceği cevabı verilmiştir. Bu dönemde Urmiya bölgesindeki ermenilerin Güney de Musul bölgesinde ingiliz kuvvetleriyle çarpışan Osmanlı kuvvetlerine saldıracağı yönünde istihbaratlar gelmeye başlamış ve bunun üzerine Urumiye – Dilman bölgesini ele geçirme görevi IV. Kolorduya verilmiştir. Kolordu 10 Mayıs 1918 de Üşnü den Urmiyeye doöru hareket etmiştir(29). Enver Paşa VI ordu kumandalığına 11.05.1918 tarihinde gönderdiği bir telgrafta;(30) ermenilerin Musul bölgesine saldıracakları yönündeki istihbarattan bahisle IV. Kolordunun Urmiye Üzerinde hareket ini emir ettiğini ve aynı zamanda bir fırkanın da Erivan-Culfa Üzerine yürümesini ve kafkas Hükümetinden izin beklemeksizin Tebriz hattının işgal edilmesini özleille rica etmiştir. Viordu tarafından Rayat ve Üşnü istikametinde Urmiyeye doğru askeri harekete hazırlanırken Nasturi Patriği Marşimun, VI Tümen komutnlığına bir mektub göndererek Osmanlı devletine bağlılıktan bahsetmiş ve Ruslar tarafından kandırıldıklarını ve kürtlere karşı kendilerini savunmak zorunda kaldıklarını söyleyerek aman adilmiş fakat kısa süre sonra Osmanlı kuvvetlerine yeniden saldırmıştır.(31) IV kolordu 12 Haziran da Dilmanı ele geçirmiştir. Dilmanın ve Selams Ovasının Osmanlı kuvvetlerinin eline geçmesi üzerine kafkas cephesinden gelen Andranik, idaresindeki Ermeni kuvvetleri Culfa dan Aras Nehrini geçerek Hoy Üzerinden Güneye doğru ilerlemeye başlamıştır. Ermenileri amaci Tebriz bölgesine kader ilerleyen ingiliz kuvvetleriyle birleşerek Osmanlı kuvvetlerini mağlup etmek ve Kafkas cephesine geri dönmektir. Fakat Osmanlı kuvvetleri ermenilerin ingilizlerle birleşmesine izin vermeden mağlup ederek Aras nehrinin kuzeyine doğru çekilmek zorunda bırkamıştır(32) 22 Ağustos 1918 tarihinde sene Şehbenderliğinden başkumandalık Vekaletine gelen bir telgrafta (33); ingilizlerin kirmanşahtaki kuvvetlerini seneye getirdiği ve ingilizlerin Savuçbulak ve daha doğru harekete geçmek üzere oldukları istihabaratı verilmiştir. Bir müddet sonra ingilizleri Reşt- Urmiye hattına kader Ulaşmışlar ve Tebriz e 10 km mesafede Bazmiç Köyüne kader yaklaşmışlardır(34). Başkumandan Vekili Enver Paşa, 06.05.1918 tarihinde Kafkas cephesinde bulunan Üçüncü ordu kumandalığına gönderdiği telgrafta Günye Azerbaycan ve Tebrizdeki ermeniler ve ingilizlerin o havalide yaptıkları taşkınlıklara dikkat çekmiş ve mümkün olduğu kader süratle Tebrize kuvvetli bir kıtaat gönderilmesini ve bunun için kafkasdan Tebrize kader gelen tren yolunun ele geçirmesini istemiştir.(35) Pave de bulunan 46 istihbarat zabitlerinden 03.06.1918 tarihinde VI ordu kumandalığına gelen telgrafa gör (36) ; Osmanlı devleti birliklerinin Tebrize doğru yönlenmesi üzerine ingiliz ve fransız konsolosları şehri terk etmiş ve Tebrizdeki ermeniler de firar etmeye başlamıştır. Osmanlı kuvvetleri kıs sürede, Tebriz-i ingilizlerden önce ele geçirmiş daha sonra Meyane, Değmetaş, Karaçam, Türmençayı(37) mevkilerinde ingilizleri şiddetli muharebeler sonucunda günydoğuya çekilmeğe mecbur etmiştir.
Ingilizler, Rusların irandan çekilmelei sonrası bir tarftan Urumiye Bölgesindeki Ermeniler ve Nasturiler birleşerek Osmanlı Devletinin önünü kesmeyi hedefleyerek diğer taraftan Tahran-Kazvin yoluyla Reşt Vilayetini ordan da Hazar Denizi sahilinde bulunan liman kenti Enzeliye ele geçirerek deniz yoluyla Bakü ye ulaşmayı v dönemde şehri ellerinde bulunduran ermenilerle birleşerek şehri işgal etmeyi planlamışlardır. Ancak Reşt ileri gelenlerinden Mirza küçük han ile Gilanli Aka Ahmet Hanın önderliğini yaptığı, söz sahipleri arasında aka Seyid Abdülvahap,Aka Seyid Mahmut, Aka Hacı şeyh Muhemmed Hasan, Aka şeyh ali, Ak şeyh muhemmed hüseynin bulunduğu ve Gilan da ortaya çıkan Bazı Türk subaylarının da olduğu bilinen ormanlarda yaşamaları sebebiyle bu isimle anılan Cengeliler (Ormncılar ve ya Orman kardeşleri) hareketi bölgedek iermeniler ve ingilizlere karşı önemli mücadeleler vermiştir (38). Cengellilerin iran dahilinde Dağıttıkları beyannamelerde kendi amaclarına dair verdikleri bilgiye göre hedef; vatanlarinin hürriyet ve istiklalini fiilen geri almak ve iranlıların çevre Müslüman komşularıyla iyi geçinmesine engel olan ingilizlere karşı muharibe etmekten ibarettir(39). Osmanlı Devleti, iranda ki meşrutiyet haraketleri zamanında ğn plana çıkmaya başlayan Mirza küçük hanı (40) Rus faaliyetlerine karşı henüz savaşın başından itibaren desteklemiş, rusların çekilemsi sonrasında da özellikle VI ordu kumandalığı vasıtasıyla silah ve değerli hediyeler göndermiştir. Kuvvetleri hakkında kesin bilgi bulunmayan Mirza küçük han önderliğindeki Ormancılar, ingilizlerin Reştden kafkasyaya geçmesi için önemli olan Müncil körpüsünün müdafaasında başarılı olmuş (41) ve Reştteki ingiliz bankasına el koyarak Reşt konsolosu MC Loren ve Yüzbaşı Növili Tutklamıştır (42).
Sonuç
Bolşevikler ihtilali sonrasında irandan rusların çekilmesi özellikle işgal altında olan ve Osmanlı devleti ile rusların her türlü mücadilesine sahne olan iran için rus, ingiliz, Ermeni ve Nasturiler tehlikesini daha da arttırmıştır. Çarlığın yıkılmasiyla birliği bozulan rus askerleri iranı tahliyeleri sırasında geçtikleri bölgelri yağmalamış ve evleri ateşe vermişlerdir. Savaşın başından itibaren rus ordusu içinde ye ralan veya rus orsusunun Anadolu içlerinden ricatleri sırasında onlarla beraber geri çekilib Urumiye bölgesine gelen bölgedeki soydaşlarıyla birleşen ermeni ve Nasturiler, rus ordusundak isilahları ele geçirerek Güney Azerbaycandaki Türklere saldırmışlar ve pek çok katliam yapmışlardır. Ingiltere ise hem kendisi için çok önemli bir sömürge olan Hindistanın günvenliği hemde Bakü petrollarinin ittifak güçlerinin eline geçirmesini önlemek amacıyla rusların çekildiği bölgeye asker sevk etmeye başlamıştır. Ingiltere, Türklerin rusların çekildiği boşalttığı bölge kendilerinden önce ele geçirmesini engellemek için Amerikan,fransiz konsoloslarının da yarıdımıyla Ermeni ve Nasturiler desteklemiştir. Hatta ermeni ve nasturi çetelerini eğilmek için bartof gibi rus ordusu bakiyesi komutanları para karşılığında istihdam etmiştir. Ermeni ve nasturilerin (İngilizce: Assyrian) özellikle Urmiye bölgesindeki Türk ahaliyi katletmeleri üzerine VI ordusu ve III orduya bağlı birlikler Urumiye ye doğru kuzeyden ve Güneyden harekete geçerek bu bölgedeki ermeni ve Nasturiler mağlup etmiş ve Hoy istikametinde ileri hareket sürdürülerek Tebriz ele geçirilmişler. Ingiliz kuvvetlerinin Baküye denizden ulaşabilmek için Hazer Denizi kıyısında bulunan liman şehri Enzeliye yaptıkları taaruz Gilan bölgesinde bulunan ve Orman kardeşleri olarak bilinen,liderliğini Mirza küçün hanın yaptığı silahlı birlikler tarafından uzun süre başarıyla engellenmiştir. 30 Ekim 1918de Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasve savaşın sona ermesiyle mütarekenin ilgili maddesi gereğince Osmanl kuvvetleri 1918 sınırının ötesinde olduğu tek bğlge olan Kuzey iranı böşaltmak durumunda kalmıştır.
Kaynaklar
Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlıöı Arşivi (ATASE), klasör. 484, Dosya.1986,Fihrist.001-11
K.4334,D.573A,F237-024
K.3632,D.136 F.003
K.3632,D.136F.003-01
K.3632-D.136-F.004
K.1848D.99.F.001-68
K.1848 D.99.F.001-68
K.3632-D.136-F.029-04
K.3632-D.136-F.006
K.3632-D.136-F.006a
k.3632-D.136-F.009
K.3632-D.136-F.042
K.3632-D.136-F.012
K.3632-D.136-F.013
k.3632-D.136-F.013a
K.3632-D.136-F.021
K.3632-D.136-F.021-02
K.3632-D.136-F.021
K.3632-D.136-F.021-02
K.3632-D.136-F.028-04
K.2922-D.512-F.017-04
K.378,D.1505,F.30
K.2922,D.512,F.017
K.400,D.1575,F.003-10
Ikdam,29 temmuz 1334
Ikdan, 10 Eylül 1334
Tanin, 13 Eylül 1334
Sebil-ül Reşid, 5 Eylül 1334
Birinci dünya harbidne Türk irak-iran cephesi 1914-1918 Genel kurmay tarihi stratejik etüt başkanlığı yayınları, C,3,2,Ankara 2002
Balga Rafael: iran halkları el kitabi, yayın evi v eyeri yok,1997
Qasımov Musa, Birinci dünya Muharibesi illeri Büyük devletler Azerbaycan siyasei 1914-1918 yıllar, Adiloğlu neşriyat, Bakü 2001
Sarısaman sadık, iranli bir Türk lider mirza küçük han Türk dünyası tarih dergisi mayıs 1998
Sykes percy, iran Türkçesi harb-i umumide iran, erken-i harbiye umumiye istihbarat dairesi naşriyatı, istanbul 1341
Yüceer Nasır, birinc idünya savaşında Osmanlı ordusunun Azerbaycvan ve Dağıstan hareketi, Azerbaycan ve Dağıstanın bağımsızlığını kazanması 1918, Genel kurmay başkalnlığı yayınları, Genel kurmay basım, Evi, Anakra 2002
Etek Yazılar
1- Nâsır Yücer, birinci dünya savaşında Osmanlı Ordusunun Azerbaycan ve Dağıstan Harekâtı, Azerbaycan ve Dağıstanın Bağımsızlığının kazanması 1918, genel Kurmay askeri tarih ve Etüt başkanlığı Yayınları, genelkurmay basın evi,Ankara 2002,s.15
2- Genelkurmay askeri tarih ve stratejik etüt başkanlığı arşivi (ATASE),klasör.484,dosya.1896,fihrist.001-11. Ayrıca ikdam,29 temmuz 1334,bundan sonra arşiv isimi zikredilmeycek.k.klasör, D.Dosya, F. Fihrist anlamında kullanacaktır.
3- Percy Sykes, iran tarihçesi harb-i Umumide iran-Erkan-ı harbiye – i Umumiye istihbarat dairesi neşriyatı, istanbul 1341.s.63.(bu kitab Percy Sykesin iran tarihçesi adlı inglizce kitabindan birinci dünya savaşı ile ilgili kısmından Türkiye Cumhuriyeti Genel Kurmay Başkanlığı istihbarat Dairesinde Yüz Başı Cemal tarfından terccüme edilmiş ve Osmanlıca olarak basılmış bölümdür.)
4- K.4337, D573A,F237-024
5- K,3663, D129-276, F 006-01
6- K.3635, D136, F 003
7- K 3632, D 136 , F 004ğ
8- K 3632, D136 , F004
9- Sincarlar; yezididirler ve Yezidiler genellikle Lübnan ve Musul civarinda yaşamışlardır ve şeytana taptıkları bilinmektedir. VI Ordu kumandanı Halil Paşa 5 şubat 1918 tarihinde Başkumandalık Vekaletine Gönderdiği Urmiyenin ele geçirmesi il belgede Urmiyanin işğalı için kuvvetleri sencer operasyonundan sonra bu harekete katılan askerlerin bölgeye sevk edilmesi suretiyle karşılanacağını bildirerek Sencearlar ile ilgili bilgilere yer vermiştir; Sencar hareketine başlamak Üzereyeyim. Alınan haberlerden ingilizlerin çöl tarikiyle Sencarlılara silah kaçırıldığı bildiriyor. Ihtimal ki Sencar da ümidden fazla bir mukavemete maruz kalabiliriz. Ordunun gerisinde büyük bir çıban teşekkül eden bu eşkıya yuvasını tamamiyle temizlemek için tahsis ettiğim müfrezeden fazla olarak elyevm en yakın Erbilde bulunan Kuvvetten istifade etmek icab edebilir. Belge için BKZ, K3632- D136, F004a
10- Musa Qasımov, birinci dünya muharibesi illerinde büyük devlrterin Azerbaycan siyaseti 1914-1918 YıllarŞ, Adilaoğlu Neşriyat, Bakü 2001, s9
11- Percy Sykes, a,g,e.s60
12- Ikdam, 10 Eylül 1334
13- K.1848 , D99, F001-68
14- Ikdam, 10 Eylül 1334
15- K.3632- D.136-F.029-04
16- K.3632- D.136.F.006
17- K.3632-D.136-F.006a
18- K.3632-D.136-F.009
19- K.3632-D.136-F.042
20- K.3632-D.136-F012
21- K.3632-D.136-F013
22- Hirisityan Nasturiler çetelerinin önderidir
23- K.3632-D.136-F013a
24- K.3632-D.136-F021
25- K.3632-D.136-F021-02
26- K.3632-D.136-F.021
27- K.3632-D.136-F.021-02
28- K.3632-D.136-F.028-04
29- Birinci dünya harbinde Türk harbi irak-iran cephesi 1914-1918,genel kurmy tarihi ve Stratejik etüt başkanlığı yayınları, C.3.2. kısım, Ankara 220,s,548
30- K.2922 - D512 – F.017-04
31- Birinci dünya haribinde Türk harbi irak-iran cephesi 1914-1918,s.546
32- Tanin, 13 Eylül 1334
33- K.378,D.1505,F30
34- Tanin,13 Eylül 1334
35- K.2922, D.512,F.017
36- K.400,D.1575,F.003-10
37- Taninm, 11 eylül 1334
38- Sebil-ül Reşid, 5 eylül 1334
39- Sebil-ül Reşid, 5 eylül 1334
40- Ülkesinin rus ve ingiliz işgalinden kurtarması için mücadele eden bir vatanseve rolam Mirze küçük han hakkında Türkieyde sadık sarısamanın Türk Dünyası tarihi dergisinin mayıs 1998 tarihli sayısında yayılan ve iranli bir Türk lider mirza küçük han adını taşıyan makalesi dışında arşiv belgelerine dayalı ciddi bir inceleme bulunmamaktadır. Söz konusu makalede mirza küçün hanın iranlı bir Türk lider olduğu makalenin başlığında vurqulanmakradır. Ancan iranın etnik yapısında dair çalışmaları olan Rafael balganın iran halkları el kitabi adlı eserine göre mirza küçük han Gilan eyaletinde yaşayan ve kendilerine Gilek denilen Etnik topluluktandır ve hetta mirza küçün han, Gileklerini milli kahramanıdır. Bkz.Rafael balga, iran halkları el kitabi,s.147
41- Sarısaman sadfık,A.g.m.s.21
42- Sarısaman sadfık,A.g.m.s.22
Labels:
Asuri,
Azerbaycan,
Dilman,
Ermeni,
Güney Azərbaycan,
iran,
Nesturi,
Orumiyeh,
osmanlı,
Türk,
Urmia,
Urmiya,
urmiye,
urmu,
Urumiye
Friday, November 11, 2011
Urmiye Gölü Hövzəsində Yağan Yağışlar Urmiye Gölünə Etgisi oldumu?
Urmiye Gölü Hövzəsində Yağan Yağışlar Urmiye Gölünə Etgisi oldumu?
Neçə vaxt bundan öncə arxadaşlarımla birlikdə Urmiye Gölü hövzəsində yağan yağışlarla ilgili bir araşdırma yapdıq və aldığımız sonucu sizinlə paylaşamq istəirdim.
Urmiye Gölü hövzəsində yağana Yağışlar Urmiye Gölünün Su səthində etgisi yoxdur, yanlız Yağış çox yağdığı sürəcdə Urmiye Gölünün Suyunun səthi yuxarıya doğru gedə bilər. Başqa bir sözlə Urmiye Gölü Hövzəsində Yağış yağa, yoxsa Yağmaya bölgə Quruluq ilində ola yoxsa olmaya Urmiye Gölünün qurumaq sürəcinin ardı oalcaqdır. əyər biz şanslı olduq və yağış çox yağdığı bir sürəci yaşarsaq Urmiye Gölü daha az Suyunu əldən verir yoxsa indiki durumunu qoruyacaqdır.
Qonuyu yaxşı anlamaq üçün bir animasyon Hazırladıq. Birisi Urmiye Gölününü durumu içində olduğumuz ildə (2011.11.9) birisi isə həmən Gün anacq bir il öncə(2010.11.9) peykdən aldığımız Görüntüdən hazırladıq. Görüntüyü və Urmiye Gölünün durumunu yaxşı anlamaq üçün belə deməliyəm, Görüntüdə Qarlı yoxsa Ağ rəngdə olan bölgə bu il yağışlardan sonradır və ötəki Görüntüdə görüldüğü kimin ağ bölgələr yoxdur.
Görüntüdə Görülüdüğü kimin Yağışlar yağıldığı nədəniyilə Urmiye Gölünün suyunun səthi az dəyişilib və yüksəlibdir, ancaq bildirki ilə görə durumu dahaca ağrılaşıbdır və bir az diqqətlə baxarsaq Urmiye Gölünün Suyu ötəki ilə Görə nə qədər azalıbsa Gözlə yaxşıca görüb düşünmək olur.
Farsca qayanq:
http://tinyurl.com/7hgm7ah
Neçə vaxt bundan öncə arxadaşlarımla birlikdə Urmiye Gölü hövzəsində yağan yağışlarla ilgili bir araşdırma yapdıq və aldığımız sonucu sizinlə paylaşamq istəirdim.
Urmiye Gölü hövzəsində yağana Yağışlar Urmiye Gölünün Su səthində etgisi yoxdur, yanlız Yağış çox yağdığı sürəcdə Urmiye Gölünün Suyunun səthi yuxarıya doğru gedə bilər. Başqa bir sözlə Urmiye Gölü Hövzəsində Yağış yağa, yoxsa Yağmaya bölgə Quruluq ilində ola yoxsa olmaya Urmiye Gölünün qurumaq sürəcinin ardı oalcaqdır. əyər biz şanslı olduq və yağış çox yağdığı bir sürəci yaşarsaq Urmiye Gölü daha az Suyunu əldən verir yoxsa indiki durumunu qoruyacaqdır.
Qonuyu yaxşı anlamaq üçün bir animasyon Hazırladıq. Birisi Urmiye Gölününü durumu içində olduğumuz ildə (2011.11.9) birisi isə həmən Gün anacq bir il öncə(2010.11.9) peykdən aldığımız Görüntüdən hazırladıq. Görüntüyü və Urmiye Gölünün durumunu yaxşı anlamaq üçün belə deməliyəm, Görüntüdə Qarlı yoxsa Ağ rəngdə olan bölgə bu il yağışlardan sonradır və ötəki Görüntüdə görüldüğü kimin ağ bölgələr yoxdur.
Görüntüdə Görülüdüğü kimin Yağışlar yağıldığı nədəniyilə Urmiye Gölünün suyunun səthi az dəyişilib və yüksəlibdir, ancaq bildirki ilə görə durumu dahaca ağrılaşıbdır və bir az diqqətlə baxarsaq Urmiye Gölünün Suyu ötəki ilə Görə nə qədər azalıbsa Gözlə yaxşıca görüb düşünmək olur.
Farsca qayanq:
http://tinyurl.com/7hgm7ah
Labels:
Azerbaycan,
Çevre,
Doğa,
Güney Azərbaycan,
iran,
lake urmia,
Orumiyeh,
Su,
Urmiya,
urmiye,
urmu Gölü,
Urumiye
Tuesday, November 8, 2011
Türk Tarixi - Urmiye Xanlığı
Azərbaycan torpaqlarında yaranmış böyük xanlıqlardan biri Urmiye Xanlığı olmuşdur. Mərkəzi Urmiye şəhəri olan bu Xanlıq Xoy, Marağa Xanlıqları və Osmanlı imperatorluğu ilə yaxın Sınırda olubdur. Urmu Xanlığı da başqa Xanlıqlar kimi Yönətim cəhətdən mahallara bölünürdü. Xanlıqda Mərgəvər, Tərkəvər, Sumay, Ənzəli, Sulduz, Nazlı, Urmiye və s. mahallar mövcud idi. Urmiye Xanlığının əsasını Əfşar Türk tayfasından olan, Nadir şahın əmisi oğlu Fətəli xan Əfşar (1747-1763) qoymuşdur. Fətəli Xan Xanlığın ərazisini genişləndirmək siyasəti yeridir. Birləşdirmə siyasətinə Təbrizi ələ keçirməklə başlayan Fətəli Xan Xanlığın paytaxtını buraya köçürür. Bu Önləm strateji Önəm daşıyırdı. Çünki Təbrizdən başqa vilayətlərlə ilişgidə olmaq və onlara Yoxlama imkanı daha Gərçəkçidi. Təbriz Azərbaycanın Güney torpaqlarının Fətəli Xanın hakimiyyəti altında birləşdirilməsində bir tür mərkəz rolunu oynayırdı. Fətəli Xanın bu siyasəti onu Zənd tayfasının təmsilçisi Kərim xan Zənd və Qacar tayfasının başçısı Məhəmmədhəsən Xan Qacarla toqquşdurur. Fətəli xan onlara qarşı uğurlu Savaş aparmaq üçün Birlik yaratmağa cəhd etsə də, buna nail ola bilmir. Ona görə də 1751-ci ilin sonunda İrəvan üzərinə qoşun göndərir. Lakin II İraklinin göndərdiyi Qazax və Borçalı Türklərindən ibarət qoşun dəstəsi İrəvan xanlığına köməyə gəlir. Birləşmiş Güclər Orumiyeh ordusunu geri oturdur.
Xorasanın Güneyində möhkəmlənmiş Kərim Xan Zənd 1752-ci ilin sonunda Urmiye Xanlığı üzərinə yürüş edir. Miyana ətrafındakı döyüşdə Fətəli Xana məğlub olan Kərim xan Fars vilayətinə qaçır. Onu təqib edən Fətəli Xanın Gücləri Qəmşə adlı yerdə zəndləri yenidən ağır Yenməyə uğradırlar. Kərim xanın qardaşı İsgəndər Xan əsir alınaraq edam edilir. Bu zaman İranin Quzeyində möhkəmlənmiş Məhəmmədhəsən Xan Qacar da mərkəzi hakimiyyət uğrunda Savaşa başlayır. O, 1755-ci ilin yazında zəndlər üzərində Başarıya çatır və İsfahanı ələ keçirir. Kərim xan Şiraza qaçır.
Məhəmmədhəsən xan Güney Yönündə Ərdəbil və Lənkəran Xanlıqlarının ərazilərindən, eləcə də Muğan düzündən keçərək Qarabağa hücum edir. Şuşanın bir aylıq Başarısız Quşatmasindən sonra geri çəkilən Məhəmmədhəsən Xan əvvəlcə Təbrizi, sonra isə Urmiyenı tutur. 1759-cu ildə Məhəmmədhəsən xan öldürülür. Bundan Yararlanan Fətəli xan Təbrizə qayıdır və yenidən birləşdirmə siyasətini davam etdirir. 1759-cu ilin yayında Qarabağ xanlığı üzərinə yürüş Pənahəli xanın siyasi asılılığı qəbul etməsi ilə nəticələnir. Məhəmmədhəsən xanın ölümündən sonra İranda başlıca Gücə çevrilən Kərim xan Zənd isə yenidən fəallaşır. 1760-cı ilin Güzündə (Sonbahar) Azərbaycanın Güneyinə hücum edərək Təbrizi Çəmbərə alır. ancaq bu Çənbərə uğursuz olur. 1761-ci ildə yenidən hücuma keçən zəndlər Qaraçəmən döyüşündə Yenirlər. Bu Yenilmək Fətəli xanı arxayınlaşdırır. Bundan istifadə edən Kərim xan Zənd güclü ordu ilə yenidən hücuma keçərək Urumiye şəhərini Çənbərə alır. Bu işdə bir sıra Azərbaycan xanları onun Arxadaşı olurlar. Urmiye igidliklə Qorunsada, 1763-cü ilin ortalarında Çökür. Fətəli xan əsir alınır. Kərim xan Urmiyenın Yönətiminə Rüstəm bəy Əfşara tapşıraraq geri qayıdır. Bu zaman Azərbaycan tarixi üçün Öyrədici olan “Şiraz qonaqlığı” adlı hadisə baş verir.
1763-cü ildə baş vermiş buOlay Azərbaycan tarixinin Üzgün olaylarından biri olub, Ulusumuz gələcək tarixində Üzücü rol oynayır. Bir sıra xanları özünə Birləşdirməklə Fətəli xan Əfşarı aradan qaldırmağa nail olan Kərim xan Zənd yeni bir hiyləyə əl atır. Öz müttəfiqlərini Başarını bayram etmək bəhanəsi ilə Şiraza qonaq aparır. Bu Qonuda tarixçi-ilsayarçi Mirzə Adıgözəl bəy belə yazır: “Kərim xan Fətəli xanı da özü ilə birlikdə götürüb mərhum Pənah xanla Darülelm Şiraza hərəkət edir. Yolda, İsfahan yaxınlığında, Fətəli xanla Kərim xan Zəndin qardaşı İsgəndər xanın vuruşduğu yerə gəlib çatırlar... Kərim xan Fətəli xandan soruşur: “Bu mənzili tanıyırsanmı, bu necə yerdir?» Fətəli xan da çəkinmədən cavab verib dedi: «Bəli, bu haman savaş meydanı və qorxulu mənzildir , İsgəndər xanın ömrünün günəşi burada batmışdır”. Kərim xan bu münasibətsiz cavabdan qəzəblənir... Dərhal Fətəli xanı axirətə, öz qardaşı İsgəndər xanın yanına göndərir”.
Kərim xan “qonaqlıq” adı ilə Azərbaycan xanlarını vətənlərindən uzaqlaşdırır. Onlar bir tür girova çevrilirlər. “Şiraz qonaqlığı” sonucunda Qarabağ və Qaradağ xanlıqları bir sürəc Kərim xan Zənddən asılı vəziyyətə düşürlər. Girov götürülmüş Azərbaycan xanları Kərim xanın çalışmasına baxmayaraq “qonaqlığın” gözqamaşdırıcı görünüşünə aldanmırlar. Müxtəlif yollarla buradan çıxmağa çalışaraq, xanlıqlarla əlaqələrini bərpa edirlər. Bir sözlə, “Şiraz qonaqlığı” istənilən nəticəni vermir.
Xorasanın Güneyində möhkəmlənmiş Kərim Xan Zənd 1752-ci ilin sonunda Urmiye Xanlığı üzərinə yürüş edir. Miyana ətrafındakı döyüşdə Fətəli Xana məğlub olan Kərim xan Fars vilayətinə qaçır. Onu təqib edən Fətəli Xanın Gücləri Qəmşə adlı yerdə zəndləri yenidən ağır Yenməyə uğradırlar. Kərim xanın qardaşı İsgəndər Xan əsir alınaraq edam edilir. Bu zaman İranin Quzeyində möhkəmlənmiş Məhəmmədhəsən Xan Qacar da mərkəzi hakimiyyət uğrunda Savaşa başlayır. O, 1755-ci ilin yazında zəndlər üzərində Başarıya çatır və İsfahanı ələ keçirir. Kərim xan Şiraza qaçır.
Məhəmmədhəsən xan Güney Yönündə Ərdəbil və Lənkəran Xanlıqlarının ərazilərindən, eləcə də Muğan düzündən keçərək Qarabağa hücum edir. Şuşanın bir aylıq Başarısız Quşatmasindən sonra geri çəkilən Məhəmmədhəsən Xan əvvəlcə Təbrizi, sonra isə Urmiyenı tutur. 1759-cu ildə Məhəmmədhəsən xan öldürülür. Bundan Yararlanan Fətəli xan Təbrizə qayıdır və yenidən birləşdirmə siyasətini davam etdirir. 1759-cu ilin yayında Qarabağ xanlığı üzərinə yürüş Pənahəli xanın siyasi asılılığı qəbul etməsi ilə nəticələnir. Məhəmmədhəsən xanın ölümündən sonra İranda başlıca Gücə çevrilən Kərim xan Zənd isə yenidən fəallaşır. 1760-cı ilin Güzündə (Sonbahar) Azərbaycanın Güneyinə hücum edərək Təbrizi Çəmbərə alır. ancaq bu Çənbərə uğursuz olur. 1761-ci ildə yenidən hücuma keçən zəndlər Qaraçəmən döyüşündə Yenirlər. Bu Yenilmək Fətəli xanı arxayınlaşdırır. Bundan istifadə edən Kərim xan Zənd güclü ordu ilə yenidən hücuma keçərək Urumiye şəhərini Çənbərə alır. Bu işdə bir sıra Azərbaycan xanları onun Arxadaşı olurlar. Urmiye igidliklə Qorunsada, 1763-cü ilin ortalarında Çökür. Fətəli xan əsir alınır. Kərim xan Urmiyenın Yönətiminə Rüstəm bəy Əfşara tapşıraraq geri qayıdır. Bu zaman Azərbaycan tarixi üçün Öyrədici olan “Şiraz qonaqlığı” adlı hadisə baş verir.
1763-cü ildə baş vermiş buOlay Azərbaycan tarixinin Üzgün olaylarından biri olub, Ulusumuz gələcək tarixində Üzücü rol oynayır. Bir sıra xanları özünə Birləşdirməklə Fətəli xan Əfşarı aradan qaldırmağa nail olan Kərim xan Zənd yeni bir hiyləyə əl atır. Öz müttəfiqlərini Başarını bayram etmək bəhanəsi ilə Şiraza qonaq aparır. Bu Qonuda tarixçi-ilsayarçi Mirzə Adıgözəl bəy belə yazır: “Kərim xan Fətəli xanı da özü ilə birlikdə götürüb mərhum Pənah xanla Darülelm Şiraza hərəkət edir. Yolda, İsfahan yaxınlığında, Fətəli xanla Kərim xan Zəndin qardaşı İsgəndər xanın vuruşduğu yerə gəlib çatırlar... Kərim xan Fətəli xandan soruşur: “Bu mənzili tanıyırsanmı, bu necə yerdir?» Fətəli xan da çəkinmədən cavab verib dedi: «Bəli, bu haman savaş meydanı və qorxulu mənzildir , İsgəndər xanın ömrünün günəşi burada batmışdır”. Kərim xan bu münasibətsiz cavabdan qəzəblənir... Dərhal Fətəli xanı axirətə, öz qardaşı İsgəndər xanın yanına göndərir”.
Kərim xan “qonaqlıq” adı ilə Azərbaycan xanlarını vətənlərindən uzaqlaşdırır. Onlar bir tür girova çevrilirlər. “Şiraz qonaqlığı” sonucunda Qarabağ və Qaradağ xanlıqları bir sürəc Kərim xan Zənddən asılı vəziyyətə düşürlər. Girov götürülmüş Azərbaycan xanları Kərim xanın çalışmasına baxmayaraq “qonaqlığın” gözqamaşdırıcı görünüşünə aldanmırlar. Müxtəlif yollarla buradan çıxmağa çalışaraq, xanlıqlarla əlaqələrini bərpa edirlər. Bir sözlə, “Şiraz qonaqlığı” istənilən nəticəni vermir.
Labels:
Azerbaycan,
Güney Azərbaycan,
iran,
Orumiyeh,
Qacar,
tarix,
Türk,
Urmia,
Urmiya,
urmiye,
urmu,
Urumiye,
Xanlıq
Wednesday, November 2, 2011
Urmiye Gölü Qoşuqu, Qoşar Hüşəng Cəfəri
Vətənim Dustaq. Ruhum təngixir
Yanıma bir Gelib gədənim Olmur
Gələnlər sıxılır gidən Sınsıyır
Halıma bir Yanıb bilənim Olmur
Gəlməyin Durnalar Bizim kəndimiz
Çisginli Dumanlı Şaxtalı kənddir
Yolları Tikanlı Evləri Hisli
Qala tək Qapısı Taxtalı kənddir
Vətənim Dustaqdı Baxışım Geniş
Ürəgim Darıxır Sıxılıram mən
Qolumdan Saxlayın Halımı Sorun
El Gücü Olmasa Yıxılıram Mən
Urmunun Gölü tək Yalqızam Yalqız
Kəsilib Damardan Qanım Ey Ellər
Kəvirə Dönürəm Azərbaycan tək
Duymasaz Çıxacaq Canım Ey Ellər
Bir Əldi bilmirəm ya neçə Əllər
Əl Ələ Veriblər Əlim kəsilsin
Bilmirəm kimdilər? Bir iş Gördülər
Gedənim Sinsisin Gəlim kəsilsin
Bir nəfər Soruşmur Eləcə Biləndən
Baş verib Əlisiz cismdən Canı
Azər El Quruyub Şurəzar Olsa
Neynisiz? Neynisiz? Başsız iranı
Dindirmə Doluyam Doluyam Dolu
Gedirəm Zülmətin kökün Yolduram
O Qədər Ağlıyam Urmu Gölündə
Göz Yaşla Urmunun Gölün Dolduram
Qoşar: Hüşəng Cəfəri
Yanıma bir Gelib gədənim Olmur
Gələnlər sıxılır gidən Sınsıyır
Halıma bir Yanıb bilənim Olmur
Gəlməyin Durnalar Bizim kəndimiz
Çisginli Dumanlı Şaxtalı kənddir
Yolları Tikanlı Evləri Hisli
Qala tək Qapısı Taxtalı kənddir
Vətənim Dustaqdı Baxışım Geniş
Ürəgim Darıxır Sıxılıram mən
Qolumdan Saxlayın Halımı Sorun
El Gücü Olmasa Yıxılıram Mən
Urmunun Gölü tək Yalqızam Yalqız
Kəsilib Damardan Qanım Ey Ellər
Kəvirə Dönürəm Azərbaycan tək
Duymasaz Çıxacaq Canım Ey Ellər
Bir Əldi bilmirəm ya neçə Əllər
Əl Ələ Veriblər Əlim kəsilsin
Bilmirəm kimdilər? Bir iş Gördülər
Gedənim Sinsisin Gəlim kəsilsin
Bir nəfər Soruşmur Eləcə Biləndən
Baş verib Əlisiz cismdən Canı
Azər El Quruyub Şurəzar Olsa
Neynisiz? Neynisiz? Başsız iranı
Dindirmə Doluyam Doluyam Dolu
Gedirəm Zülmətin kökün Yolduram
O Qədər Ağlıyam Urmu Gölündə
Göz Yaşla Urmunun Gölün Dolduram
Qoşar: Hüşəng Cəfəri
Labels:
Azerbaycan,
Çevre,
Doğa,
Güney Azərbaycan,
iran,
Orumiye,
şair,
şer,
Su,
urmiye,
urmu Gölü,
Urumiye
Monday, October 24, 2011
Urmiye Gölünün suyu təmin olmazsa Urmiye Gölü Öləcəkdir
Əli nəzər Dust iranin gölməçə qoruma örgütnün başxani : Urmiye Gölünün böyük alanına baxmayaraq ancaq əyər bu Gölün ölümünün önünü kəsmək üçün bir plan olamzsa Urmiye Gölü Aral Gölü kimin 5 il içində ölüm təlükəsilə qarşılaşacaqdır.
O deyir ki 24 plan iranin əkinçi örgüt tərəfindən masaya yatırılıbdır bu planların gərçəkləşdirməsində iranin çevre ve Doğa örgüt sorumludur.
Bu planların biri budur ki çevre və Doğa örgütü bir Ana laboratuvar yaratacaqdır ki orada Urmiye Gölüilə ilgili bilimsel çalişmalar ola, ancaq bu plan 1 ay bundan öncə önərilib hələ gərçəkləşməyibdir.
Nəzər dusta görə üçn əyalət ki Urmiye Gölünün su hövzəsində yer alırlar gərək aşağıda yazdığımız ölçüdə Urmiye Gölünün suyunu təmin edələr:
Batı Azərbaycan 870 milyon metr kub
Doğu Azərbaycan 270 milyon metr kub
Kürdistan əyaləti 959 milyon metr kub
Bu əyalətlərin su təmini Əkinçilik bölümündən alıanacaqdır, əski suvarma sistemini dəyişdirərək yenicil (modern)suvarmaq sistemləri əkinçilərə öyrətiləcəkdir.
Sorumlular planalrı ciddi alsınlar
Doğa və Çevre örgütünün başxan yardımçısı: bizim amacımız budur ki Urmiye Gölünün indiki su durumunu qoruyaq. Yeni planalrdan öncə su yönəticiliğində yenilənməklə sorunlari çözəməyə çalişaq. Biz dövlətin bu qonuda sorumlularından istəyirik ki Urumiye Gölüilə ilgili planalrı ciddi alsınlar, Urmiyenın Yaşamı savaşı bu işə bağlıdır.
Üzülərək görürük ki bu planlar heç bir sorumlu tərəfindən önəm verilmir və ciddi alınmır. Doğanin zarafati yoxdur, Urmiye Gölünün quruamsi ən az 6 milyon insanin yaşamına bağlıdır. Əyər Orumiyeh şəhərində Duz fırtınaları yarana 6 milyun ton Duz irani dağılda bilər və böyük və qaçınılamz bir təhlükə yarada bilər.
Urmiye hələ yaşayır ancaq onun önəmli Qan damarı iran dövlətinin bu qonuila ilgili olanalrın əlindədir.
Latin Türkcəyə çevirən: Urmulu Umud
O deyir ki 24 plan iranin əkinçi örgüt tərəfindən masaya yatırılıbdır bu planların gərçəkləşdirməsində iranin çevre ve Doğa örgüt sorumludur.
Bu planların biri budur ki çevre və Doğa örgütü bir Ana laboratuvar yaratacaqdır ki orada Urmiye Gölüilə ilgili bilimsel çalişmalar ola, ancaq bu plan 1 ay bundan öncə önərilib hələ gərçəkləşməyibdir.
Nəzər dusta görə üçn əyalət ki Urmiye Gölünün su hövzəsində yer alırlar gərək aşağıda yazdığımız ölçüdə Urmiye Gölünün suyunu təmin edələr:
Batı Azərbaycan 870 milyon metr kub
Doğu Azərbaycan 270 milyon metr kub
Kürdistan əyaləti 959 milyon metr kub
Bu əyalətlərin su təmini Əkinçilik bölümündən alıanacaqdır, əski suvarma sistemini dəyişdirərək yenicil (modern)suvarmaq sistemləri əkinçilərə öyrətiləcəkdir.
Sorumlular planalrı ciddi alsınlar
Doğa və Çevre örgütünün başxan yardımçısı: bizim amacımız budur ki Urmiye Gölünün indiki su durumunu qoruyaq. Yeni planalrdan öncə su yönəticiliğində yenilənməklə sorunlari çözəməyə çalişaq. Biz dövlətin bu qonuda sorumlularından istəyirik ki Urumiye Gölüilə ilgili planalrı ciddi alsınlar, Urmiyenın Yaşamı savaşı bu işə bağlıdır.
Üzülərək görürük ki bu planlar heç bir sorumlu tərəfindən önəm verilmir və ciddi alınmır. Doğanin zarafati yoxdur, Urmiye Gölünün quruamsi ən az 6 milyon insanin yaşamına bağlıdır. Əyər Orumiyeh şəhərində Duz fırtınaları yarana 6 milyun ton Duz irani dağılda bilər və böyük və qaçınılamz bir təhlükə yarada bilər.
Urmiye hələ yaşayır ancaq onun önəmli Qan damarı iran dövlətinin bu qonuila ilgili olanalrın əlindədir.
Latin Türkcəyə çevirən: Urmulu Umud
Labels:
Azerbaycan,
Çevre,
Doğa,
Duz,
Güney Azərbaycan,
iran,
lake urmia,
Orumiyeh,
Su,
Tuz,
Urmiya,
urmiye,
urmu Gölü,
Urumiye
Saturday, October 22, 2011
Urmiye adı Belgesel Batı Azerbaycanda yayımlanacaqdır
Urmiye Adlı Belgesel irəc fəttah təchizatçılığı və Əhəd ibadi yönətmənlığıylə yayımlanacaqdır.
Mehr xəbər Ajansinin yaydığı xəbərlərə görə bu bəlgəsel Batı Azərbaycan Radyo və televizyon tərəfindən hazırlanacaqdır.
Urmiye Bəlgəselində Urmiye Şəhərinin Tarixsel Abidələri tanıtım amacıyıla hazırlanacaqdır. Urmiye Bəlgəselinin sürəsi 35 Irmicik (dəqiqə) oalcaqdır.
Urmiye Şəhəri unesco tərəfindən iranin 19 -ci tarixsel şəhərı tanıtılıbdır və bu bəlgəselində amaci Urmiyeni daha doğru tanıtmaqdır!
Urmiye Güney Azərbaycanin ikinci Böyük şəhəridir və iranda Təbrizdən sonra ən çox Türk Ulusu yaşadığı bir yerdir. Urmiyenin son nüfusu 90% çox Türk yaşadığıbı bəlirləyibdir. bunun yanında köçkün kürdlər, ermənilər və nasturilərdə bu şəhərdə azınlıq olaraq yaşayırlar.
Mehr xəbər Ajansinin yaydığı xəbərlərə görə bu bəlgəsel Batı Azərbaycan Radyo və televizyon tərəfindən hazırlanacaqdır.
Urmiye Bəlgəselində Urmiye Şəhərinin Tarixsel Abidələri tanıtım amacıyıla hazırlanacaqdır. Urmiye Bəlgəselinin sürəsi 35 Irmicik (dəqiqə) oalcaqdır.
Urmiye Şəhəri unesco tərəfindən iranin 19 -ci tarixsel şəhərı tanıtılıbdır və bu bəlgəselində amaci Urmiyeni daha doğru tanıtmaqdır!
Urmiye Güney Azərbaycanin ikinci Böyük şəhəridir və iranda Təbrizdən sonra ən çox Türk Ulusu yaşadığı bir yerdir. Urmiyenin son nüfusu 90% çox Türk yaşadığıbı bəlirləyibdir. bunun yanında köçkün kürdlər, ermənilər və nasturilərdə bu şəhərdə azınlıq olaraq yaşayırlar.
Labels:
Azerbaycan,
Belgesel,
film,
Güney Azərbaycan,
Orumiyeh,
ötek,
tarix,
Urmia City,
Urmiya,
urmiye,
urmu,
video
Thursday, October 6, 2011
Umriye Gölünün qurumasının qabağını nece alabilerik?
Arif Keskin
Umriye Gölünün qurumasının qabağını nece alabilerik?" sualı hele öz yerini qoruyur. Çünki, Urmu Gölünün qurudulması istiqametine İran rejiminin iradesi deyimemiş. İran rejiminin iradesini nece deyişdirebilerik?. Bütün gücümüzü bu istiqametde seferber etmeliyik. İranda bir neçe ay sonra meclis seçkiler var. Meclis seçkilerine Urmiye Gölü meselesini hakim etmeliyik. İran rejimi meclis seçkilerine qeder bu istiqametde anlamlı bir addım atmazsa, Azerbaycan seçkilere qatılmaması gerekir. Önümüzdki meclis seçkileri bizim stratejik hedeflerimizden biri olmalıdır. Önümüzdeki meclis seçkilerini Urmiye Gölü qurudulmasına etraz merhelelerinden birine çevirmeliyik. İndiden bu işe başlamalıyıq. Bir gün bele itirecek zamanımız yox.
Urmu Gölü etrazları haqda nə etməliyik? " sualına mənim təkliflərim:
1- Önümüzdəki Məclis seçkiləri stratejək hədəf olaraq seçilməsi,
2- Seçkilərə qədər hər tür miting və etirazlardan uzaq durulması,
3- Geniş və çox yönlü təbliğat işlərinin aparılması,
4- Etrazin ağırlıq nöqtəsinin bir şəhərdə olmaması və bütün şəhərlərə dağıdılması,
5- Təblığat işlər fəqət Urmiye Gölünün quruması ətrafında şəkillənməsi,
6- Məsələnin `Ərəb Baharı`, `inqilab`, `sərasəri qiyam` kimi təqdim edilməməsi,
7- Milli fəallar arasında umumi və müştrək ağıl və iradenən yaradılması, inhısarçılıq və `mən mərkzçilikdən` uzaq duruluması, kolektif ağıl və iradənin ortaya çıxarılmasına çalışılmalı,
8- Xaricde Urmiye Gölü ətrafında fonksyunal birlik yaradılması,
Umriye Gölünün qurumasının qabağını nece alabilerik?" sualı hele öz yerini qoruyur. Çünki, Urmu Gölünün qurudulması istiqametine İran rejiminin iradesi deyimemiş. İran rejiminin iradesini nece deyişdirebilerik?. Bütün gücümüzü bu istiqametde seferber etmeliyik. İranda bir neçe ay sonra meclis seçkiler var. Meclis seçkilerine Urmiye Gölü meselesini hakim etmeliyik. İran rejimi meclis seçkilerine qeder bu istiqametde anlamlı bir addım atmazsa, Azerbaycan seçkilere qatılmaması gerekir. Önümüzdki meclis seçkileri bizim stratejik hedeflerimizden biri olmalıdır. Önümüzdeki meclis seçkilerini Urmiye Gölü qurudulmasına etraz merhelelerinden birine çevirmeliyik. İndiden bu işe başlamalıyıq. Bir gün bele itirecek zamanımız yox.
Urmu Gölü etrazları haqda nə etməliyik? " sualına mənim təkliflərim:
1- Önümüzdəki Məclis seçkiləri stratejək hədəf olaraq seçilməsi,
2- Seçkilərə qədər hər tür miting və etirazlardan uzaq durulması,
3- Geniş və çox yönlü təbliğat işlərinin aparılması,
4- Etrazin ağırlıq nöqtəsinin bir şəhərdə olmaması və bütün şəhərlərə dağıdılması,
5- Təblığat işlər fəqət Urmiye Gölünün quruması ətrafında şəkillənməsi,
6- Məsələnin `Ərəb Baharı`, `inqilab`, `sərasəri qiyam` kimi təqdim edilməməsi,
7- Milli fəallar arasında umumi və müştrək ağıl və iradenən yaradılması, inhısarçılıq və `mən mərkzçilikdən` uzaq duruluması, kolektif ağıl və iradənin ortaya çıxarılmasına çalışılmalı,
8- Xaricde Urmiye Gölü ətrafında fonksyunal birlik yaradılması,
Labels:
Azerbaycan,
Çevre,
Doğa,
Güney Azərbaycan,
iran,
Orumiyeh,
Su,
Türk,
Urmiya,
urmiye,
urmu Gölü,
Urumiye
Friday, September 9, 2011
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan ile Urmiye Gölü'nü Konuştuk
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan ile 8 Eylül 2011 Perşembe günü Urmiye Gölü ile alakadar iki saatlik ikili görüşmemiz oldu. Bu görüşmede Urmu Gölü sorununu bütün boyutlarıyla konuştuk. Sinan Bey, onu Güney Azerbaycanların meselesine duyarsız ve karşıt gösterenlere tepkisini ifade etti. Uzun yıllar Güney Azerbaycan meselesi ile gönül bağı olduğunu ve bu hareketi yakından izlediğini belirtti. Sinan Bey “Türkiye’de stratejik araştırma merkezleri arasında Güney Azerbaycan bölümüne sahip olan tek merkezin kendisinin kurup yönettiği TÜRKSAM olduğunu” dile getirdi. Bu görüşmede Azerbaycanlıların haklı beklentilerini bütün boyutlarıyla konuştuk. Bu vesileyle bütün dostlardan yazı ve konuşma üsluplarına dikkat etmelerini rica ediyorum. Siyaset uzun soluklu ve kompleks bir süreçtir. Bu süreçte dostlarımızın sayısını artırmalı düşman cephesini küçültmeliyiz. Tenkit etmeli ve haklı beklentimiz en yüksek sesle dillendirmeliyiz. Bunu hepimiz çok iyi bilmeliyiz ki konuşma ve yazılarımızda insanların kişiliklerini rencide etmemeye ve bizlerden uzaklaştırmamaya özen gösterirsek sonunda zafer bizimle olacaktır
Arif Keskin
Arif Keskin
Labels:
Azerbaycan,
Çevre,
Doğa,
Güney Azərbaycan,
iran,
lake urmia,
MHP,
Orumiyeh,
Sinan Oğan,
Su,
Türk,
Türkiye,
urmiye
Sunday, August 28, 2011
Türkiye'deki Türk Milliyetçilerine Açık Mektubum
Arif Keskin - Türkiye'deki Türk milliyetçilerinin önemli bölümü Güney Azerbaycan Milli hareketini " Batı projesi" gibi görürler. Onlara göre Güney Azerbaycan Milli Hareketi " Batının İran karışında oynadığı kozlardan" biridir. "Bunu ispat edebilirimsiniz?" dediğinizde size söyleyecek her hangi bir mantıklı yanıtları da yoktur. Bu hatalı bakış açısı öyle derin ve yaygın ki, Mayıs 2006 olaylarında Yeniçağ gazetesi "Bush Düğmeye bastı Azeriler sokağa döküldü" manşetini atmıştı. Yeniçağ'ın bu hanice manşeti hala aklımızdan çıkmış değil.
Urmiye Gölü olayları başladığında aklımdan yine bunlar geçti. Neden Anadolu'daki Türk milliyetçileri (az bir bölümü hariç) Güney Azerbaycan milli hareketinden uzak duruyorlar?. Neden Güney Azerbaycanlıların en zor günlerinde onların yanında olmuyorlar?. Neden hep uzaktan durup seyir ediyorlar? İran'da Türkiye'den sonra en fazla Türkün yaşadığını bilmiyorlar mı?. Osmanlı-Safevi kavgasının sayfası çoktan kapandığını unutmuşlar mı? Türklüğün olduğu yerde Şiilik ve Sünniliğin bir anlamı kalmaması gerektiğinin farkında değiller mi? Neden bu kadar kolay Ehmedinejad'ın boş ve anlamsız Amerikan karşıtı sloganlarına kanıyorlar?
Türkiye'deki Türk milliyetçileri Güney Azerbaycan konusunda büyük ve ciddi yanlışlık içindeler. Güney Azerbaycan milli hareketini ABD projesi gibi görmek büyük yanılgı olduğu gibi Azerbaycan Türklerine yapılmış en büyük haksızlıktır. Güney Azerbaycan Milli hareketi asildir ve Azerbaycan’ın kendi sosyal ve siyasal süreci içinden doğmuştur. Urmiye'de bu denli büyük olay oluyor, Batı basını her hangi bir şekilde yansıtmıyor. Batılılar Güney Azerbaycan haberlerini vermiyorlar. Urumiye'deki olaylar ilk protesto olayı da değil; bundan önce çok olaylar olmuş ancak duyuran olmamış. Batılılar Güney Azerbaycan haberlerine boykot uyguladığı halde Türkiye'deki Türk milliyetçilerinin Güney Azerbaycan milli hareketini " batı projesi" gibi görmelerini anlamak mümkün değil.
Urmiye Gölü kurursa Türk dünyasının önemli parçası olan Azerbaycan boşalacaktır. 15 milyona yakın Türkün yaşam koşulları alt üst olacaktır. Türk milliyetçilerinin yanı başında İran İslam cumhuriyeti Türklere karşı böyle cinayet işlerken Türk milliyetçilerinin sessizliği telafisi olmayan hata. Türklerin en ağır gününde onların yanında olmayanları Türk milliyetçisi adlandırmak olur mu? Türkün en ağır gününde ona sırt çevirenler Türk milliyetçisi sayılır mı?. Türk dünyası derdi olmayan Türk Milliyetçi sayılır mı?. Türklere mezhep ve dinlerine göre tutum geliştirenler Türk milliyetçisi sayılır mı?. Bin yıllardan sonra ilk defa Azerbaycan Türkleri ile Anadolu Türklerinin birlikte olma fırsatı i doğmuştur. Bu Fırsatı yanlış, sığ ve gerçeklikten yoksun yorumlarla baltalayanlar Türk milliyetçisi sayılır mı? Bundan her kes emin olmalıdır ki, Azerbaycan Türkleri Anadolu'ya kendi ana vatanları gibi bakıyorlar. Türkiye'deki Türk milliyetçileri (bir bölümü) istese de istemese de bu birliktelik olacaktır. Türk Milliyetçileri Güney Azerbaycanlılarla Anadolu Türkleri arasında köprü olmalıdırlar ancak olmuyorlar. Türk milliyetçileri içinden bazı münferit girişimler de olmasaydı buluşma imkânımız hiç olmayacaktı. Bu söylediklerimin çok acı olduğunu biliyorum. Bazılarının bana karşı düşman da olacağının farkındayım. Ancak hakikati söyleme zamanı gelmiş. Gerçek budur: kabul etsek de etmesek de. Emin olun ki, Bugünler unutulmayacak. Kötü günümüzde yanımızda olmadığınızı unutmayacağımız kesin. Yeniçağ gazetesinin 2006'da attığı hain manşeti unutmayacağız. Ancak bu bilinmelidir ki, Türkiye'deki Türk milliyetçileri istese de istemese de Güney Azerbaycan kendi yolunu gidecektir. Bu kervan öz yoluna devam edecek; bunu da hepimiz göreceğiz. Türk milliyetçiler içinde azınlıkta olmuş olsalar da Güney Azerbaycan fedaileri var. Onlar her şeye rağmen Güney Azerbaycan’ın yanında yer almışlar hala da almaktalar. Bu vesile ile onlara sonsuz teşekkürümü de bildirmek istiyorum. Eminim ki onlar da benim söylediklerimin doğru olduğunu Kabul edecekler.
27, Ağustos, 2011
Urmiye Gölü olayları başladığında aklımdan yine bunlar geçti. Neden Anadolu'daki Türk milliyetçileri (az bir bölümü hariç) Güney Azerbaycan milli hareketinden uzak duruyorlar?. Neden Güney Azerbaycanlıların en zor günlerinde onların yanında olmuyorlar?. Neden hep uzaktan durup seyir ediyorlar? İran'da Türkiye'den sonra en fazla Türkün yaşadığını bilmiyorlar mı?. Osmanlı-Safevi kavgasının sayfası çoktan kapandığını unutmuşlar mı? Türklüğün olduğu yerde Şiilik ve Sünniliğin bir anlamı kalmaması gerektiğinin farkında değiller mi? Neden bu kadar kolay Ehmedinejad'ın boş ve anlamsız Amerikan karşıtı sloganlarına kanıyorlar?
Türkiye'deki Türk milliyetçileri Güney Azerbaycan konusunda büyük ve ciddi yanlışlık içindeler. Güney Azerbaycan milli hareketini ABD projesi gibi görmek büyük yanılgı olduğu gibi Azerbaycan Türklerine yapılmış en büyük haksızlıktır. Güney Azerbaycan Milli hareketi asildir ve Azerbaycan’ın kendi sosyal ve siyasal süreci içinden doğmuştur. Urmiye'de bu denli büyük olay oluyor, Batı basını her hangi bir şekilde yansıtmıyor. Batılılar Güney Azerbaycan haberlerini vermiyorlar. Urumiye'deki olaylar ilk protesto olayı da değil; bundan önce çok olaylar olmuş ancak duyuran olmamış. Batılılar Güney Azerbaycan haberlerine boykot uyguladığı halde Türkiye'deki Türk milliyetçilerinin Güney Azerbaycan milli hareketini " batı projesi" gibi görmelerini anlamak mümkün değil.
Urmiye Gölü kurursa Türk dünyasının önemli parçası olan Azerbaycan boşalacaktır. 15 milyona yakın Türkün yaşam koşulları alt üst olacaktır. Türk milliyetçilerinin yanı başında İran İslam cumhuriyeti Türklere karşı böyle cinayet işlerken Türk milliyetçilerinin sessizliği telafisi olmayan hata. Türklerin en ağır gününde onların yanında olmayanları Türk milliyetçisi adlandırmak olur mu? Türkün en ağır gününde ona sırt çevirenler Türk milliyetçisi sayılır mı?. Türk dünyası derdi olmayan Türk Milliyetçi sayılır mı?. Türklere mezhep ve dinlerine göre tutum geliştirenler Türk milliyetçisi sayılır mı?. Bin yıllardan sonra ilk defa Azerbaycan Türkleri ile Anadolu Türklerinin birlikte olma fırsatı i doğmuştur. Bu Fırsatı yanlış, sığ ve gerçeklikten yoksun yorumlarla baltalayanlar Türk milliyetçisi sayılır mı? Bundan her kes emin olmalıdır ki, Azerbaycan Türkleri Anadolu'ya kendi ana vatanları gibi bakıyorlar. Türkiye'deki Türk milliyetçileri (bir bölümü) istese de istemese de bu birliktelik olacaktır. Türk Milliyetçileri Güney Azerbaycanlılarla Anadolu Türkleri arasında köprü olmalıdırlar ancak olmuyorlar. Türk milliyetçileri içinden bazı münferit girişimler de olmasaydı buluşma imkânımız hiç olmayacaktı. Bu söylediklerimin çok acı olduğunu biliyorum. Bazılarının bana karşı düşman da olacağının farkındayım. Ancak hakikati söyleme zamanı gelmiş. Gerçek budur: kabul etsek de etmesek de. Emin olun ki, Bugünler unutulmayacak. Kötü günümüzde yanımızda olmadığınızı unutmayacağımız kesin. Yeniçağ gazetesinin 2006'da attığı hain manşeti unutmayacağız. Ancak bu bilinmelidir ki, Türkiye'deki Türk milliyetçileri istese de istemese de Güney Azerbaycan kendi yolunu gidecektir. Bu kervan öz yoluna devam edecek; bunu da hepimiz göreceğiz. Türk milliyetçiler içinde azınlıkta olmuş olsalar da Güney Azerbaycan fedaileri var. Onlar her şeye rağmen Güney Azerbaycan’ın yanında yer almışlar hala da almaktalar. Bu vesile ile onlara sonsuz teşekkürümü de bildirmek istiyorum. Eminim ki onlar da benim söylediklerimin doğru olduğunu Kabul edecekler.
27, Ağustos, 2011
Labels:
Azerbaycan,
Çevre,
Doğa,
Güney Azərbaycan,
iran,
milliyetçi,
Milliyyətçi,
Orumiyeh,
Türk,
Türkiye,
Urmiya,
urmiye,
urmu Gölü,
Urumiye
Subscribe to:
Posts (Atom)


.jpg)











